Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Resmî ideoloji’lerin tapınma âyinleri, ve..
Perşembe, 04 Mayıs 2006 - (18:18)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

1 Mayıs tarihli yazısında, Ahmet Altan ilginç bir yaklaşım sergiledi.. O, 10 yıl öncelerde de ‘Atakürt’ başlıklı bir yazı yazarak bazı konuları ‘resmî ideoloji’nin kalıpları dışında sorgulamaya kalkışmıştı da; bu yaklaşımı, hem gazetesinden atılması, hem de ‘M. Kemal’e hakaret ettiği iddiasıyla yargılanıp mahkûm olmasıyla sonuçlanmış ve amma, bu ceza, ‘mahkeme heyetine, bu suçu bir daha işlemiyeceğine dair bir kanaat verdiği’ gerekçesi ve de ‘aynı suçu 5 yıl içinde bir daha işlememesi’ şartiyle ‘tecil’ edilmişti..

Yine o sıralarda, (müteveffâ) şair Can Yücel de, bir heykelin kaidesine çişini yapan bir köpeği gösteren bir fotoğrafın medyada yayınlanması üzerine, o aldırmaz hareketi sempatik bulduğunu bildiren bir şiir yazmış ve bunun üzerine ‘M. Kemal’e hakaret ettiği’ iddiasıyla mahkemeye sevkedilmişti. Aykırılıklarıyla bilinen Yücel ise, ‘o koruma kanunu, bizim gibiler için değil, laik rejiminin temellerine aykırı olanlara karşı kullanılmak üzere çıkarılmıştı..’ savunması yapmış ve beraet de etmişti!!

A. Altan, sözünü ettiğimi son yazısında, çocukluğumuzda okutulan ‘Giyom Tell’ hikayesine atıfta bulunuyor ve bir İsviçre halk kahramanı olan Giyom Tell’in, kralın şapkasına veya heykeline selam vermediği için, ölüm cezasına çarptırıldığı’ şeklindeki cezaya ve o hikaye ile zihinlerimize ‘baskı’nın kötülüğü ve saçmalığının anlatılmak istendiğine değiniyordu.

Sonra da, ‘heykelin karşısında çiklet çiğnediği için tutuklanan adam’ hikayesine geçiyor ve ‘Adam, heykele saygısızlıktan tutuklandı. Üstelik Giyom Tell gibi 13. Yüzyılda değil, daha geçen hafta..’ diyor ve şu cümleleri sıralıyordu (özetle): ‘Kralın şapkası, İsviçre halkını baskı altında tutarak yönetmek isteyen kralı temsil ediyordu. / Peki, Atatürk’ün heykeli kimi temsil ediyordu? / Atatürk’ün heykeli artık yaşamayan birine ait. / Baskıyla yönetmek isteyen, artık yaşamayan biri olamaz. / Kim öyleyse?/ Atatürk’ün heykelini kullanarak baskı kurmak ve ülkeyi yönetmek isteyen kim? /Şapka, kralın simgesi.. /Atatürk’ün heykeli kimin simgesi?.. /Heykelin karşısında sakız çiğnediği için bir adamı cezalandıran kim? /Neden böyle bir baskı kurmak istiyor? /Şapkaya selam verin... /Heykelin karşısında sakız çiğnemeyin... /Bu emirler birbirine benziyor mu? (…) Giyom Tell oğluyla pazara giderken kralın heykelinin karşısında sakız çiğneseydi ona ne ceza verirlerdi? (…) Bu iki olayın birbiriyle benzerliği yok. /Ne benzerliği olacak. / Biri heykel, biri şapka... /Öyle değil mi?’

Bu yazının yazılmasına vesile olan o hadisedeki tabloyu tv.den ben de izlemiştim. Kaymakam’a, Savcı’ya, ‘heykel karşısında sakız çiğniyordu..’ gibi iddialarla emirler yağdıran, ve Fatsa AK Parti ilçe Başkanı’nı tutuklattıran binbaşı, ‘bir kafirin, peygamberine hakaret etmesi karşısındaki mü’min kızgınlığında idi.. Emirlerini yağdırdıktan sonra, etrafında askerleri, bir çelengi heykelin kaidesine deriiin bir huşû içinde bırakıp, arkasını heykele dönmeden geriye doğru çekildi ve askerleriyle birlikte, adeta, taş kesilmişcesine selâm durdu. Yanımda oturan minik komşu çocuğu, ‘Amcaaa, o adam onların selâmını niye almadı?’ deyince, tebessüm edebildim..

Böylesine, komik bir kanunun hâlâ yürürlükte olması, ülkemiz için bir lekedir.. Dünyada, ölümünden 70 yıla yakın bir zaman geçtikten sonra, kanun zoruyla korunan bir başka örnek kalmadı.. 250 yıl önceden bu güne, karizma ve zulümlerinden ‘mithos’lar icad edilmeye çalışılan Washington’lar, Napolyon’lar, Bismarck’lar, Marx’lar, Lenin’ler, Churchill’ler, Stalin’ler, Hitler’ler, Enver Hoca’lar, Mao’lar, Franko’lar, Batista’lar, Şah’lar, Saddam’lar, Hâfız Esad’lar, Enver Sedat’lar, Habib Burgiba’lar ‘bir varmış bir yokmuş’a döndü.. Kendisine tapınılan siyasî lider, bir Kuzey Kore’deki ‘Kim İl Sun’ diktatörlüğünde kaldı; bir de..

Yahu, hakkındaki değer yargınız her ne ve nasıl olursa olsun, bırakınız M. Kemal de tarihteki yerini bir ‘insan’ gibi almak bahtına kavuşsun.. Bakınız, sadece siyasî hayatı M. Kemal’in bütün ömrü kadar olan ve rejimin 2. numaralı ismi durumundaki bir İsmet İnönü, yanlışıyla-doğrusuyla olduğu gibi kabul ediliyor, kimse onun şahsıyla uğraşmıyor.. Aralık-1973’deki ölüm gününü çoğu kimse bilmiyor bile.. Ama, M. Kemal ‘ikon’laştırıldı, ‘mithos’laştırıldı ve eli silahlı birileri kendi ‘laik kutsalları’nı topluma zorla tahmil/ empoze ediyorlar. Öyle sanıyorum ki, bu durumu M. Kemal görseydi, ‘ben kemalist değilim!’ diyerek, bu uygulamaya karşı çıkardı.. Böyleyken, laik / kemalistler,dünyadaki bütün anlı şanlı liderlerin her birisinin isimleri bile unutuldu; ama, M. Kemal, hâlâ ilke ve devrimleriyle dipdiri ve halkımız onu her geçen gün daha da çok seviyor..’ gibi iddiaları, herkesi -en başta da kendilerini- ahmak yerine koyarak iddia etmezler mi?

Evet, bu leke, ‘tarihteki yerini şu veya bu şekilde almış olan bir kimse’yi, halk’a, ‘kanun zoruyla, zorla kabul ettirme‘ çabası, toplumumuzun üzerinden temizlenmeli, M. Kemal, bir ‘yarı /tanrı’ gibi değil, bir ‘insan’ gibi anılabilmelidir.. Yoksa bu gibi -komikliğin de ötesinde- saçmalıklar daha çooook tekrarlanır..

Romen asıllı ünlü fransız tiyatro yazarı ‘İonescu’nun ‘Kral Ölüyor..’ isimli bir denemesi vardır. Sözkonusu Kral’ın ülkesinde, bütün şehirlerin anacaddelerine, bütün okullarına , bütün hastahanelerine, postahanelerine, parklara, meydanlara Kral’ın değişik isim ve sıfatları verilir; her tarafta onun resim, büst ve heykelleri.. Hattâ, isim verilecek yerler kalmayınca, parklardaki en büyük ağaçlara, ağaçların en büyük dallarına bile.. Oradaki hayalî ülkeyi sanki tanıyor gibi olursunuz..

Unutulmasın ki, Nâzım Hikmet bile, kendisine adeta tapındığı Stalin’in Kruşçef zamanında lanetlenivermesi üzerine rahatlamış ve yazdığı -mânası itibariyle- nefîs şiirinde, ‘Binlerce ton kağıttan, taştan, tunçtan resim, büst ve heykellerin ağırlığının bir anda üzerlerinden kaldığını, çorbalarının içine batacakmış gibi duran bıyıklarının yokolduğunu’ yazmıştı..

Evet, bu netâmeli konuya, akl-ı selîm sahibleri ne zaman eğilebilecekler?

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.