Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Başörtüsü: İstiklâlimizin ve istikbalimizin sembolü
Cuma, 05 Mayıs 2006 - (22:59)
Yusuf Kaplan
Yeni Şafak Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Başörtüsüne karşı çıkmak, İslâm'a, İslâm'ın kamusal (siyasî, toplumsal ve kültürel) hayata çeki düzen vermesine karşı çıkmak demektir.


Başörtüsüne karşı çıkanlar, bir "bez parçası"na mı karşı çıkıyorlar? Elbette ki, değil. Çünkü böyle bir şey, çok saçma olurdu. Eğer başörtüsüne karşı çıkanlar, bir "bez parçası"na karşı çıkmıyorlarsa, neye karşı çıkıyorlar öyleyse? Başörtüsünün temsil ettiği şeye karşı çıkıyorlar.

Peki, başörtüsü neyi temsil ediyor? Başörtüsü, kültürel, sosyolojik, siyasî, ahlâkî ve tabiî tarihsel bakımlardan bu toplumun kimliğini, ne'liğini; yani İslâm'ı temsil ediyor. Başörtüsüne kararlı bir şekilde sahip çıkanların da; başörtüsüne kararlı bir şekilde karşı çıkanların da temel dayanakları bu.

O yüzden, İslâm'ın siyasî, toplumsal, kültürel, dolayısıyla kamusal hayatımızı belirleyebilecek, şekillendirebilecek bir konuma gelmesine niçin karşı çıkıyorlarsa, başörtüsüne de onun için karşı çıkıyorlar.

Eğer böyle olmamış olsaydı, birileri, tam çeyrek asırdır bir "bez parçası"na bu kadar takar mıydı?

Burada, başörtüsüzlerin Müslüman olmadığını söylemiyorum; bu çok saçma olur çünkü. Ama biz, başörtülü biri gördüğümüz zaman, o kişinin Müslüman olduğuna hükmederiz; başörtüsüz biri gördüğümüz zaman ise, o kişinin Müslüman olup olmadığı konusunda sadece görmekle bir hükme varamayız.

Öyleyse, başörtülü olmak, bir kararlılık, bir belirginlik, bir muhtariyet (seçimini yapmış olmak ve özgürleşmek) hâlidir.

Hem Müslüman olduğunu söyleyip, hem de hayatını müslümanlığın emir ve iddiaları doğrultusunda sürdürmeyen; Müslümanlığın belki de karşı çıktığı, onaylamadığı -meselâ bütünüyle seküler- bir hayat sürdüren bir toplum, Müslümanlıkla ilişkileri büyük ölçüde sakatlanmaya ramak kalmış bir toplum demektir.

Tam da, Batılıların bizden istediği şey, böyle bir şey değil mi? Müslüman gibi görünmek ama Müslümanlığın iddialarını terk etmek.

Ancak asıl ürkütücü olan şey şu: Batılılar değil, bu ülkenin seküler elitleri, bu ülkede, Müslüman gibi bile görünmemiz istemiyorlar. Müslüman olmayan biri gibi görünmemizi, Müslümanlığı kamusal (siyasî, toplumsal, kültürel, entelektüel) hayattan uzaklaştırmamızı istiyorlar bizden.

Oysa bu, bizim iddialarımızı, rüyalarımızı, hayallerimizi terk etmemiz; Batılıların seküler iddialarını, rüyalarını ve hayallerini -üstelik de karikatürize ederek- benimsememiz; dolayısıyla Batılıların bir damla bile kan dökmeden bu ülkeyi içerden teslim almaları demektir.

Bu ülkede bir daha bir Fatih'in, Sinan'ın, Itrî'nin, Yunus'un, Mevlânâ'nın yetişmemesi; bu öncülere bize yabancı kişiler olarak bakmamız demektir. Kaldı ki, Fatih, Sinan, Itrî, Yunus ve Mevlânâ'nın iddiaları, rüyaları, hayalleri, bu ülkenin çocuklarının iddiaları, rüyaları ve hayalleri değil, ne yazık ki! Batılıların seküler, neo-pagan popüler kültürü, bütün ikonları ve tezahürleriyle bizim çocuklarımızın rüyalarını, hayallerini süsleyen yegane kaynak değil mi?

Dolayısıyla, başörtüsüne karşı çıkmak, İslâm'a, İslâm'ın kamusal (siyasî, toplumsal ve kültürel) hayata çeki düzen vermesine karşı çıkmak demektir.

Birileri, bu ülkede, İslâm'ın toplumsal, kültürel ve siyasî hayatımızdan uzaklaştırılması için mücadele vermiyor mu? Başörtüsü yasağının temel gerekçesi de bu değil mi?

Oysa, başörtüsü, dolayısıyla başörtüsünün kültürel, sosyolojik, ahlâkî ve hatta siyasî çağrışımları ve boyutlarıyla sembolize ettiği İslâm, bu ülkenin istiklâlinin ve istikbalinin sembolü, hatta sigortasıdır. Adam, İslâm'ı bu toplumun hayatından silip süpürmek istediğini açıkça söylemiyor; söyleyemiyor; başörtüsünü bahane ediyor; başörtüsünü yasaklayarak "söylüyor" bunu. Çünkü başörtüsünü yasaklamak, İslâm'ın önünü kesmek demektir.

Öyleyse, başörtüsünü yasaklamamız, İslâm'ın önünü kesmemiz; Batılıların yapmaya bile cesaret edemeyecekleri bir cinayete imza atmamız; bu ülkeyi Batılılara "bedava" teslim etmemiz; bu ülkenin işini, iddialarını, rüyalarını, tarihî rolünü, misyonunu, yürüyüşünü, istiklalini ve istikbalini kendi ellerimizle bitirmemiz demektir.

Yeni Şafak Gazetesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Yusuf Kaplan'in Son 10 Yazısı
   Ilımlı İslâm ve Türk İslâmofobisi
   Amerika izlenimleri: 'Terra incognita'nın yeniden keşfi (mi?)
   Amerika izlenimleri: Akademi, sistem ve kilise
   İslâm'ın gücü ve Türkiye'nin “yük”ü
   Gayr-ı Müslimler, Osmanlı ve laiklik
   Medeniyetler ittifakı ya da patinaj yapmak
   Ey laik Türk militerati'si “aklını kullan”
   Anahtar, Bediüzzaman/da/dır
   Dünyanın Müslümanlaşması tehlikesi
   İHL kuşağı, bu ülkenin geçmişi ve geleceğidir
   İSAM, neden çağdaş bir beytü'l-hikme olmasın ki!
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.