Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Ahmedînejad’ın ‘satrancı uzatma taktiği’ tutar mı?
Çarşamba, 10 Mayıs 2006 - (12:40)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Önce şu hususu unutmamak gerekiyor: ‘İran İslam Cumhûriyeti’ sisteminde, her ne kadar, ülkeyi uluslararası hukuk açısından en yüksek derecede temsil eden kişi, Cumhurbaşkanı ise de, iç hukuk açısından en yüksek makam, ‘Velâyet-i Faqîh’lik makamıdır.. Bu makamda bulunan zât, ‘Veli’yy-i Faqîh’ veya ‘Ûl’ul Emr’den ayrı olarak, ‘İslam İnkılabı Rehberi’ olarak da anılır. Bu makamda, İİC’nin ilk 10 yılında (merhûm) İmam Khomeynî bulunuyordu; son 17 senedir de, Seyyîd Ali Khameneî..

Dışsiyasette de, perde önünde yetkili kişi, her ne kadar Ahmedînejad gibi gözükse de, o sözleri veya kararları asıl yönlendiren kişi, ‘İslam İnkılabı Rehberi’dir..

Geçmişte, özellikle Hâşimî Refsencanî ve Muhammed Khâtemî gibi c. başkanları

döneminde, onlar da ‘fakih’ derecesinde veya ‘ulema’dan olmaları hasebiyle, en yukardaki merci ile aralarında bazen görüş farklılıklarının ortaya çıkması mümkün olabiliyordu.. Hatta o kadar ki, 1991'deki ‘Amerika- Irak Savaşı’ öncesinde, 'Eğer Amerika Irak'a saldırırsa, cihad ilân ederim..' denildiğinde, bu görüşe Refsencanî direndiği için, o, nicelerince, ‘Amerikancı’ diye dahi suçlanmıştı..

Şimdi, ‘ulema’dan olmayan ve bir mühendisi olan Ahmedînejad’ın böyle bir karşı görüş belirtme özelliği olmadığından, Amerikan Başkanı Bush’a yazılan mektubun ‘asıl yazıcı’sının ‘İslam İnkılabı Rehberi’ olduğu kabul edilebilir..

Ki, henüz 10 gün önce (29 Nisan tarihli yazımda), Ahmedinejad’ın, oynanan satrancın son hamlelerine geçmeden, satrancı uzatmak için, yeni taktiklere başvurabileceğine değinerek, şöyle yazmıştım: (‘… Bu satrançta, mat olmak tehlikesi herkes için muhtemel; hem de ‘dilârâ matı’yla..

Evet, bu çetin oyunda iki ‘şah’ vardır.. Birisi, İslamî İran tarafı; diğeri, B. Amerika! (…)İran dönüşü olmayan bir yola girmiş ve bir yüksek teknolojik güce erişmiştir.. Bu gücü iyi yönetmek de ayrı bir maharet ister. Hatırlayalım, 8 yıl süren ‘İran- Irak Savaşı’nın son demlerinde, Saddam’ın nefesi iyice tükenince, Amerikan emperyalizmi, Saddam’ın yanında savaşa (resmen değil, ama) fiîlen girmiş ve hattâ, bir İran yolcu uçağını bile 300 yolcusuyla birlikte vurmuş ve zamanın USA Başk. Yard. olan (baba) Bush da, ‘İran’ın daha ağır sonuçlarla karşılaşabileceği’ tehdidlerini savurmuştu. O zaman İİC bir yol kavşağına gelmişti.. Ya, ‘İran’ı büyük bir Kerbela halinde bırakmak’, ya da, ‘buhranı zamana yaymak, şerri geciktirmeye yönelmek..’ Öyle bir hassas demde, İran’ın çok sert bir karşılık vereceği beklenirken, (rahmetli) İmam Khomeynî beklenmiyen bir karar almış ve ‘İslam’ın ve Müslümanların maslahatını, ‘ateş-kes’i kabulde gördüm.. Zehir kadehini başıma dikiyorum..’ diyebilmişti. İİC yine öyle bir açıklama bile yapabilir.’)

Evet, bugün gelinen nokta budur.. Ahmedînejad, USA Başkanı Bush'a gönderdiği mektubunda, anlaşıldığına göre, ‘Allah ve peygamberlerine itaatin ve insanlık haysiyetinin muhafaza edilmesi için peygamberlerin mesajlarına, tevhîd inancına ve adâlete dönüş’ hatırlatması yapıp, ‘dünyadaki mevcud kırılgan şartlardan kurtulmak için çözümler’den de sözetmiştir..

Bu, ilk planda bir ‘psikolojik savaş’ta, bir geri adım gibi de gözükebilir.. Çünkü, henüz 7 sene öncelerde, C. Başkanı Yard. Abdullah Nurî’nin, ‘Hz. Peygamber (S), en azılı düşmanlarıyla, hattâ Ebu Sufyan’la görüşmekten bile kaçınmamışken, biz niye Amerika’yla görüşmeyelim..’ demesi de suçlama konusu yapılarak mahkûm edilmişti.. Şimdi ise, bizzat C. Başkanı Ahmedînejad, bir mektub gönderebiliyor, Amerikan Başkanı’na..

İlginç olan şu ki, İİC, 27 yıldır, B. Amerika’yla direkt olarak irtibat kurmamışken şimdi, irtibat kurmanın yolunu İİC arıyor.. 1987’de, Amerikan Başkanı R. Reagan’ın Ulusal Güvenlik Başdanışmanı Mc Farlane, İİC ile irtibat kurabilmek için, İran’a gizlice İncil gibi hediyelerle yollanıyor; amma, istihbarat birimleri dışında, İİC’nden hiçbir yetkili siyasî makamla görüşemeden, ülkesine geri gönderiliyor ve konunun ifşa olunması ise, Amerika’nın ‘aşağılandığı’ gerekçesiyle büyük çalkantılara vesile oluyordu. Şimdiki durum, onun bir rövanşı olarak görülebilir. Ancak, bu durum, ‘buhranı zamana yaymak, şerri geciktirmek ve satrancın son hamlesine geçmemek için, yeni fırsatlar aranması yolunda taktik veya stratejik bir hamle’ olarak da değerlendirilebilir. Çünkü, savaş çılgınlığının kapısının açılması halinde, neyini nasıl olacağı, tam bir mechûl.. Ve, bu hamlenin karşılıksız kalması halinde taraflara ödettireceği bedeller daha bir ağır olabilir.

-‘Sol-kemalist darbeciler’ yeni oyunlar peşinde.. -

1963’lerden beri, ‘marksist-sol kemalist darbe teşebbüsleri’nin ideologlarından birisi durumunda gözüken ve 12 Mart 1971 döneminde Cemal Madanoğlu gibi generalleri bile etkileyen bir ‘düzen’ci olduğu bilinen İlhan Selçuk’un, geçen gün, C. Başkanı Sezer’le görüştüğü, dünkü Hürriyet’te, E. Özkök tarafından reddi mümkün olmayacak şekilde ortaya konuldu.. Selçuk, Sezer’le yaptığı görüşmenin konusunu açıklamamış, ama, ‘Anayasal sınırlar içinde kalmak kaydıyla elinden gelen her şeyi yapacak..’ demiş.. (Özkök’ün deyimiyle) artık bavulunu toplamaya başlamış olan’ bir C. Başkanı’nın bu son seneyi yüksek gerilimler içinde geçirmeye kararlı olduğu anlaşılıyor.. Yani, Ankara’da ‘devlet ricalinde’, ‘bir şeyler’ için mücadele konusunda belirgin bir çaba var.’ (Yargıtay eski Başkanı Sâmi Selçuk’un, Sezer’e yönelik, ‘başkalarının yazdığı konuşmaları okuyor..’ şeklindeki sözleri de bu noktada daha bir önem kazanıyor..) Sezer’le arası soğuk olan Demirel’in ve Demirel’le arası sop-soğuk olan Kamuran İnan’ın ‘cumhuriyet ve laik rejimin’in ‘tehdit altında olduğu’ vurgusu etrafında tek-sadâ olma çabaları da, oyunun yeni bir merhalesine işarettir.. Bu konuya da yarın değinelim, inşaallah..

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.