Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Mazeretim Var...!
Salı, 05 Temmuz 2005 - (13:37)
Abdulaziz Tantik
İslam Dünyası

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Mazeret; bireyin, toplumun, siyasal sistemin ve dini değerlerin çözülmesinde ciddi katkısı olan bir tutumdur. Üzerinde sağlıklı bir düşünüş gerçekleştirilmelidir. Sahte değerlerin sarmalından kurtulmanın yolu; farkına varabilme kudreti gösterebilmeye bağlıdır.


Mazeret; insanın hayatını kolaylaştıran, küçük kaçamakların gizlenmek için kendine yer bulduğu bir sığınak, kaçışı kolaylaştıran bir işleve sahip olan insani sığınaktır. Olumlu ve olumsuz boyutlarını kendi semantiğinde bulmaktadır. Mazur ve muzır gibi… 

İnsan doğruluktan kaçmaya çalıştığı zaman veya kendini mazur göstermeye çabaladığı zaman mazeret devreye girer ve kişiyi bulunduğu zor konumdan kurtarır. İnsanı zordan kurtaran bir işleve sahip olması aslında süreç içerisinde insanı kaçışa zorlayan bir yapıya dönüşmeye meyilli olmaya başlar. Mazeret üretmek alışkanlığa dönüşmeye meyyaldir. Zaman içinde de farkına varmadan gerçek mazeretlere sahip olunmadığı halde karşı tarafın gerçeği bilmemesinden istifade ederek mazurluğunu ifade edebilir hale gelebilir insan. Bu durum süreç içinde insanın kişiliği üzerine ciddi sorunlar oluşturur. 

Hayatı parçalayan, anlamı yozlaştıran , güveni zedeleyen, ilişkileri zora sokan şey; insanın mazeret üretmesidir. Mazeret halini, bireysel, toplumsal ve siyasal olarak bölümleme imkanımız vardır. Ayrıca mazeret tamamen negatif olarak değerlendirilmemelidir. Pozitif mazeret; hoş görülmesi gereken bir durumu işaret eder. Genelde olduğu gibi mazeret konusunda da ciddi düşünce boşlukları vardır. Temel insani huyların başında mazeret huyu gelmektedir. İnsanı zor durumlardan kurtaran birazda yalana kayan yapısıyla da mazeret önemli bir işlev görmektedir. O yüzden mazeret konusunu tartışmak önem kazanmaktadır. Bu önemi ortaya çıkaran şey ise; mazeretin, yerli yersiz veya zor durumda kalındığında bir kurtuluş vetiresi olarak görülmesinden kaynaklanmaktadır. 

Mazeretlere sığınmış bir hayatın mecrasını bulması imkansızlaşmaktadır. Ona yönelik güvensizlik had safhaya çıkar. Mazeretleri gün yüzüne çıktıkça ve aldatmaya dönük boyutu keşfedildikçe şahsiyetine yönelik güven yitimi atağa geçer. Bu huy sadece bireyin hayatında olmaz, toplumsal boyut ve siyasi boyutta bunun renkli örneklerini görme imkanımız vardır. Özellikle siyasiler bu mazeret noktasında çokça gelişmiş bir seviyeye sahip durumda bulunmaktadırlar. Size iki anahtar sözü verirler, seçim biter anahtarlar uçup gider. Erkeklikten dem vurulup başörtüsü çözülecek derler, vakti geldiğinde kendi milletvekilinin başını açarak bu işi çözerler. Bu bizim namus borcumuz derler başörtüsü için; ama mazeretlerin ardı arkası kesilmez bir şekilde öne çıkarılarak olduğu gibi bu dram sürer gider birde bakarsınız yeni bir seçim zamanı gelir bu seferde başka siyasal figürler devreye girer ve yeni sözler verilir. Ama her seferinde de biz halk olarak nedense bütün bu tecrübelere rağmen bu saflığımızı muhafaza ederek verilen sözün yerine getirilmesini bekleriz. Ve ona göre fikir ve tavır geliştiririz. Yani; biz mazeretlere olan inancımızı muhafaza ettiğimiz sürece birileri bizi aldatmaya devam edebilecek imkanı korumayı sürdüreceklerdir. Bu taraf meselenin toplumsal ve siyasal boyutu itibarı ile böyledir. Ekonomik durum bundan hali değildir. Alış ve satışımız da benzer durumlara gebedir. Sanki toplumsal bir uzlaşma var; aldatmanın kurumlaşması için birey, toplum ve siyasal hayat birbirini besleyerek bu durumu mazur gösteriyor. Aile içi ilişkiler de bundan muaf bir durumu içermiyor. Baba mazeretler oluşturur. Çocuk mazeretler oluşturur. İş, okul, alınacak eşya ile ilgili her boyutta mazeretler diz boyu olarak devreye girer. Hayatı kolaylaştıran bir görüntü eşliğinde kurumlaşmasına devam eder. Bu durumun bireysel, toplumsal, siyasal ve ekonomik hayatta ciddi ahlaksızlıkların rol almasına zemin oluşturur. 

İnsanın kendi kişilik gelişiminde de olumsuz bir rolü olduğunu unutmayalım mazeretin. İnsanın hayatını kuşatan bütün alanlarda mazerete dönük bir boyutun olmasından dolayı insan; sürekli doğru ilişkiler geliştirmek yerine kendini suyun akışına terk ederek kendi mihverinden uzaklaşmaktadır. Kişilik noktasında ciddi yaralar almaktadır. Kendine yaramadığı gibi, başkalarına yarar hale gelmeyi de engellemektedir. Kişilik zaaflarının dışa vurumunu engelleyen bir boyut içerir, mazeret. 

Mazeretin özgürlük alanı ile ilişkisini kavramadan kişi için bulunduğu zemini anlamlandırmak zor olacaktır. Özgürlük alanı ile alakalı her girişim haklı imiş gibi bir görüntüye sahip bahaneler ile mazur görülmektedir. İnsanın değişik bağımlılıkları var; aile, toplum , gelenek, örf ve adetler vs. bütün bunlar insanın kendi olmasını engelleyen birer zindana dönüşmektedir. Yalan-yanlış algılar sonucu oluşan bu tip zincirler insanın kendisini gerçekleştirmesinin önündeki engeller olarak mazerete konu olurlar. Bir fert olarak benim sorumluluklarım; öncelikle beni yaratana karşı olacaktır. Sonra kendime karşı olacaktır. Ondan sonra da diğer sorumluluklarım bu iki sorumluluk alanımla kesiştikleri sürece bir anlam kazanacaktır. Bunu dikkate almadığınız zaman bir sürü yanlış sorumluluk alanları oluşturup hayatınızı zindana çevirebilirsiniz. Bundan kurtulmanın yolu doğru sorumluluk alanını belirleyebilmekten geçer. 

Mazeretin insan doğası ile ilgisini de kurmak elzem hale gelmektedir. İnsan nefis itibarı ile mazeret üretme imkanına sahip bir varlık olarak temayüz etmektedir. Ontolojik yapısı gereği mazeret üretme insani boyutun önemli vasıflarından biridir. Olumlu bir boyutu olması ile birlikte biz şu ana kadarki satırlarımızda genelde olumsuz boyutunu konu edindik. 

İnsanın ilk tecrübesi bu konuda önem arz etmektedir. Tanık olduğu olay şudur; insan yaratılmış ve kendisine secde edilmesine çağrı yapılmıştır. Şeytan ise bundan kaçınmış ve bir mazeret ortaya sürmüştür. “Ben ateşten yaratıldım, o ise topraktan yaratılmıştır” diyerek secde etmekten imtina etmiştir. Benzer bir durum da ise Adem (as) ise; cennetten kovulmasına neden olan şeytanın 'ayağını kaydırması' olmasına rağmen; “ben kendime zulmettim” diyerek bir mazeret ardına gizlenmemiştir. Bu iki örnekten alacağımız ders; şeytan, kendi yanlışını bir başka şey içinde gizleme arzusundan dolayı mazerete sığınmış, Adem (as) ise; yaptığı yanlışı üstlenerek, yani; mazerete sığınmaya gerek görmeyerek kendine tevbe kapısını açmıştır. Şimdi bize düşen şey ne; mazeretlere sığınarak, tevbe kapısını açmadan yeni yanlışların önünü açmak mı, yoksa; yaptığımız yanlışların üzerine giderek onları kabullenip bir daha böyle yanlışlara düşmemeye çabalamak mı?   Kişilik sahibi insan; mazeretlere sığınarak hayatını yalan üzerine kurmaz. Mümkün mertebe olumlu mazeretlere bile sığınmadan sorumluluk üstlenerek gerçek bir hayatın kapısını aralamaktır. 

Mazeret konusu elbette kısa bir yazı çerçevesinde tüketilecek bir konu olmaktan uzaktır. Bizim yapmaya çalıştığımız şey; mazeret konusunu ilgiye mazhar bir hale getirip insanın kendisi üzerine düşünme imkanı sağlamaktır. Bunu gerçekleştirebilir isek; sahici bir yaşamın imkanlarını çoğaltırız. İnsanın yaşamın derinliklerinde gizlenmiş kişiliğini ve hayatını mecradan çıkarma imkanlarını çoğaltan bu gibi farklı eylemler göz önüne getirilerek üzerinde durulması ve konuşulması yada gündem yapılarak üzerinde tartışma zemini oluşturulması, bize daha dikkatli olmayı ve bizi biz yapan şeylerin neler içerdiği üzerine biraz daha ihtimam sahibi olmayı sağlamak, bizi sınırlayan şeylerin doğası üzerine kafa yormak için nedenler oluşturmak, bizi sarmalayan değerlerin ve davranış kodlarının sahihliğini dikkate almaktır. 

Sonuç itibarı ile mazeret; bireyin, toplumun, siyasal sistemin ve dini değerlerin çözülmesinde ciddi katkısı olan bir tutumdur. Üzerinde sağlıklı bir düşünüş gerçekleştirilmelidir. Sahte değerlerin sarmalından kurtulmanın yolu; farkına varabilme kudreti gösterebilmeye bağlıdır. 

Mazeretsiz bir yaşam ve dünya kurulması dileğimizi bir düşünüş ve tavır olarak hayata katılmasını belirleyebilmeliyiz…

 

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Abdulaziz Tantik'in Son 10 Yazısı
   Varolma / yokolma aynasında İslam Dünyası
   İslamcılık ve Geleceğimiz Üzerine Düşünme
   Okumanın Düzeyi ve İnsan
   Tarih Üzerine Notlar
   Krizden Kurtuluş Yolu: İman
   Düşüncenin derinliğinde gündemi yorumlamak
   İslam Birliği Vaciptir
   Sığınak, Mekân ve Zaman İlişkisi
   Kayıp Zamanın Telafisi Mümkün mü?
   İslami Serüvenin Nihilist Yaklaşıma Yenik Düşmesi ve/veya Nihilist Yaklaşımın Damardan Girişi
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.