Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
En azından, 200 yıllık bir ‘iç ve derin savaş’tır, bu!.
Perşembe, 11 Mayıs 2006 - (13:34)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

TC’nin 3. C. Başkanı Celâl Bayar, 104 yaşını aştığı bir sırada, 1986’da, son demlerinde, ‘ilericilerle irtica arasındaki savaş, 200 yıllık bir savaştır ve hep biz kazanmışızdır..’ diyordu; ‘taife-i laicus’un umutsuzluğa kapılmaması için..

Demirel de 82 yaşında aynı lafları ediyor, bugün.. Küçük bir azlık olan ‘mütegallibe taifesi’nin, ‘haramîler çetesi’ gibi örgütlenmiş/ hattâ devletleşmiş ‘taife-i laicus’un karamsarlığa kapılmamaları için, o da aynı mantıkla hava basıyor..

Ama, daha da ilginç olanı, Türkiye’yi hele de 1960’lardan beri daha bir bâdireler, musibetler yaşatmış olan sol/ sağ gibi gruplaşmaların yaşlı temsilcilerinin de şimdi yanlarına C. Başkanı Sezer ve kendilerini ’aydın’ diye niteleyen bir takım çevrelerin desteğini de alarak, işbu, 200 yıllık geçmişi olan mücadelede, iplerin ucunu ellerinden kaçırmak için fitne, nifak ve entrikalar hazırlamaları..

Resmî kurumlarda, devamlı, ‘Yangında ilk kurtarılacak’ tabloların altında yaşayarak büyümüş olan kadroların, ‘ilk kurtarılacak’ olanın ‘laiklik’ olduğu konusunda bir refleks kazanmış olmalarına şaşmamalı..

C. Başkanı Sezer’in en yakın sohbet arkadaşlarından birisi olduğu bildirilen eski tüfekmarksist/ sol/ kemalist darbeci’ grupların ideologlarından İlhan Selçuk’la geçen hafta içinde bir görüşme yaparak, ‘yangında ilk kurtarılacak’ bir değer olarak görülen ‘taktik ve stratejik işbirliği’ yapılması görüş alışverişinde bulunduğu anlaşılıyor.. Ki, konuyla ilgili olarak İ. Selçuk, E. Özkök’e, Sezer’in rejimin korunması konusundaki kararlılığını hatırlatırken, onun, Harb Akademileri’nde bir ay kadar önce yaptığı ve laikliğin korunması için ‘ibadetlerin bile sınırlanabileceği’ne dair dikte edici/ diktacı laik anlayışa işaret ediyordu..

İlginçtir, bu açıklama, Yargıtay eski Başkanı Sâmi Selçuk’un 2 Mayıs günü ‘Yeni Şafak ’ta yayınlanan röportajında verdiği bilgi ve iddialarla yanyana getirildiğinde, Sezer’in eline okuması için kağıt tutuşturan kişinin kimliğinden bile haber verebiliyor.. S. Selçuk, Sezer'in 1999'da Anayasa Başkanı iken yaptığı bir konuşmayı yorumlamış ve ‘metni kendisi yazmadığı için kıraat ettiğini, tilavet etmediğini’ söylemişti.. Selçuk, ‘Şimdiki konuşmalarında ne görüyorsunuz?’ sualine, Aynı şeyi.. İnsan inanarak kendi yazdığını özümseyerek okur. Bir başkası yazınca bu kadar oluyor. Bunu daha önce de söyledim. Önemli olan demokrasiyi özümsemek mi, konuşma yapmak mı?(…) Sayın Sezer'in konuşmasında birçok yer bana yabancı gelmedi. Baktım, bir başkası yazmış..’ diyor, ama, ‘Kim olduğu’ hakkındaki suale, ‘Onu söylemem..’ diye karşılık veriyordu..

S. Selçuk, ayrıca, ‘Van davasında (…) Cumhuriyet savcısı da yanlışlık yapabilir. (…) Van olayında çoğu kişi ‘asker konuştuğu için böyle oldu’ diyor; ama sayın Devlet Başkanı da konuşmadı mı? Devlet Başkanı başka bir ülkede böyle bir konuşma yapsın o gün çekilmeye zorlarlar. Genel grevler olur. Sayın Devlet başkanı ‘iddianame bunu kanıtlamıştır’ diyor. Üstelik hukukçu!. Bu nasıl söylenir? Korkunç bir olay. Bağışlamak olanaksız.’ diyor..

Bu hatırlatmadan sonra Danıştay’da dün yapılan törene de değinebiliriz..

Rejimle devletin ayrı ve rejimin, Devlet için gerekli üç aslî unsurdan sadece birisi olduğunu anlamayan ve rejimin kurucusu M. Kemal’i ‘devlet kurucusu’ zanneden bir anlayışın kıskacındaki kafaların tutarsızlıklarını yansıtan bir tarih ‘azizliği’yle Danıştay’ın 138. kuruluş yıldönümü kutlandı, dün..

Danıştay’ın yeni başkanı Sumru Çörtoğlu da, tıpkı Sezer ve öteki ‘yüksek hukukçu’(!)lar gibi, ‘din’in vicdanlarda kalması gerektiği’ni bilhassa vurguladı..

Dün, Danıştay Başkanı’nı dinlerken, bir kez daha düşündüm.. Bu hanımın ‘din’ deyince, kasdettiği şeyin ‘İslam olduğunu’ sanıyorum.. Yoksa, başka bir din hakkında böyle bir konuşmayı çağdaşlığa da aykırı görürdü, herhalde.. Ama, İslam sözkonusu olunca, onu saltanatlarını sürdürmekte diledikleri gibi kullanabilecekleri bir ‘vasıta’ sanıyorlar.. Danıştay Başkanı da, ‘laiklik dini’ne tehlike oluşturabilecek her ihtimale karşı, ‘kurumlar oligarşisi’ içindeki dayanışmaya uygun olarak, bilinen ‘kemalist/laik tekerlemeler’i tekrarlıyordu.

Konuyla dolaylı ilgisi olan bir hususa da değinmeliyim: Yayıncı Erdal Öz vefat etmiş.. Bu münasebetle tertiblenen bir törende, kendilerini -şeyhin kerameti kendinden menkul, / (kendi iddiasına dayanıyor) sözü kabilinden- genelde ‘münevver / aydın / entelijensiya / entellektuel’ vs. olarak niteleyen çevreden pek çokları arz-ı endâm etti.. Konuşmaların 45 dakika kadarlık bir bölümünü tv’den izledim.. Bu kişiler nasıl bir ‘aydınlanma’ hali üzere idiler ki, ‘aydın’ı olduklarını iddia ettikleri halkın aslî değerleriyle hiçbir ilgilerinin olmadığını sergilemekte, bu töreni bile ‘ateistlik deyince işte böyle olmalı..’ dercesine bir fırsat olarak kullandılar.

İkiyüzlülük yapmadıkları için, onlara bir de ‘aferin!’ diyorum. Ama, şunu da belirtmeliyim ki, ölüm karşısında bile, halkın inanç dünyasıyla değil, hattâ her türlü tanrı inancıyla bile bir ilgilerinin olmadığını sergilemek istercesine, ‘tanrı’dan rahmet dilemek’ten ısrarla kaçınan ve tam tersine, ‘onsuz, rakı içmenin bile tadının olamıyacağı’na yapılan vurgular ve bizzat oğlunun bile, ‘Onu, ölüm günü olan her 6 Mayıs’da rakı içerek anmaları’ yolunda bir çağrı yapması.. (6 Mayıs, aynı zamanda Deniz Gezmiş ve 2 arkadaşının 1972’de idâm edildikleri güne rastlamasında bile laik/ materyalist anlayışlarına rağmen bir olağanüstülük arayıp, çağdaş ve laik bir hurûfîlik sergilemeleri) hele, ölüm âyetleri yazılı bir yeşil örtünün tâbut üzerine örtülüp camie getirilmesi, komedi ötesinde bir trajik durum değil mi?)

Evet, 200 yıllık bir ‘derin ve iç savaş’ın günlük hayatın her alanındaki yansımaları sürerken, büyük kitle, hangi hal ve dikkat üzerindeler? Yoksa, uyumaya devam mı? Ya da, ‘falan lider’ veya ‘filan cemaat’ taassubu ile, ‘Her ne olacaksa, ancak bizim liderliğimizde olacak!’ aymazlığında mı?

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.