Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Evet, savaş! Ama, komşunla değil; seni komşunla savaşa itenlerle!’
Cumartesi, 13 Mayıs 2006 - (16:33)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

İslamî İran C. Başkanı Mahmûd Ahmedînejad’ın Bush’a yazdığı mektubla ilgili tartışmalar dünya açapında sürüyor.. ‘Bu mektuba Amerikan tarafı bir cevab vermeli mi, vermemeli?’ diye bir tartışma, sadece Amerika’da değil; bütün Batı dünyasında da tartışılıyor. Yani, mektub, fonksiyonunu ifa etmiş ve muhatabı olan güç üzerinde bir çatlak meydana getirmiş bulunmaktadır.. Ayrıca, özellikle Putin’in de tam da bu mektubdan sonra, Bush’a daha sert eleştiriler yöneltmesi, Rusya ve Çin gibi, Batı emperyalizminin saldırısına karşı, İran’la bir ‘Asya nükleer savunma duvarı oluşturmak’ düşüncesinde olan ülkeleri biraz daha yüreklendirmiş olabilir.. Mektubun tamamına bakıldığında (ki isteyenler, bu mektubun tamamını okuyabilirler), bu mektubun, ince bir taktikle yazıldığı esasen hemen anlaşılıyor.. Şahsiyetli bir duruşla, kendisini yoketmek isteyen düşmana karşı bile, ‘insanî’ hatırlatmalar yapılmakta... Nitekim, Ahmedînejadİran’ın dünyanın temel mes’elesini çözme peşinde olduğunu’ belirterek, ‘İlahî Peygamberler haber vermiştir ki; “Bütün insanların amellerinin karşılığını görmesi için Allah’ın huzurunda toplanacağı gün gelecektir. İyiler Cennet’e gönderilecek, günahkârlar da ilahî azaba uğrayacaktır..’ Sanıyorum her ikimiz de bu güne inanıyoruz; ama, hesabımız kolay olmayacak. (…) Tarih gösteriyor ki, hükümetler, zulümle kalıcı olamaz. Allah, insanlığın kaderini onların eline bırakmamıştır.’ hatırlatması yapmakta.. Ahmedînejad, Bush’a, ‘Hz. Îsâ Mesih’in takibçiliği iddiasında bulunduğunu’ da hatırlatıp, verdiği örneklerle bunun gerçekliğini sorguladığı gibi, ‘Saddam’ın bütün cinayetlerini Batı’lıların desteğiyle sürdürdüğünü ve Filistin’in 60 yıl öncelerde işgal ve gasbedilip, orada hiçbir zaman olmamış bir devletin Batı desteğiyle kurulduğunu; o siyonist İsrail rejiminin cinayetlerinin Hz. Mûsâ ile ve onun destekçilerinin Hz. Îsâ çizgisiyle bağdaşmadığını; ‘11 Eylûl’ün gerçekten korkunç bir hadise olduğunu’ belirttikten sonra, ‘…söylendiği kadarıyla devletiniz geniş bir istihbarat ve güvenlik sistemine sahibdir.. Hattâ muhaliflerini yurt dışında bile avlamaktadır. Böyleyken, ‘11 Eylûl’ gibi bir büyük operasyonun istihbarat ve güvenlik sistemleriyle koordine edilmeden veya bunlara nüfuz edilmeden planlanıp uygulanması mümkün müdür?’ diye sormakta.. Bush’un bu mektuba karşı söyleyecek sözü nasıl olsun?

Ahmedînejad’ın mektubu gerçekte, 17 sene öncelerde, İmam Khomeynî’nin Mihail Gorbaçev’e yazdığı mektubun edâsını vermekte.. O zamanlar henüz dağılmamış olan Sovyetler Birliği lideri Gorbaçev, ‘Ama, bu bizim içişlerimize bir müdahaledir..’ demiş ve bunun üzerine mektubu takdim eden Âyet… Cevadî Âmulî, ‘Bizim İmam’ımızın sizin ülkenizin yönetimine herhangi bir müdahalesi yoktur, o sadece size maneviyât âleminden bir pencere açmak istemişti..’ diye cevab vermişti.. Şimdi de, benzer bir durum sözkonusu.. Bush’un tepkisi ise, ‘saçma..’ şeklinde olmuş.. Doğrusu, Bush’un öyle bir tepki vereceğini tahmin etmiştim.. Çünkü, Bush’un bu sözleri anlayacak bir mentaliteye sahib olduğunu sanmıyorum..

Konuya sadece coğrafî veya diplomatik hesablara göre bakanlar da bu mesajı anlamakta elbette zorlanırlar.. Nitekim, geçen hafta, atv’de (ve daha sonra diğer tv. kanallarında da) yoğunluklu olarak yapılan İran tartışmalarında bu anlayış ortaya bir daha çıktı.. ‘Atv’deki proğrama katılan Prof. Doğu Ergil ve Dr. Ahmet Han gibi akademisyenlerin, dünya siyasetini derinden ilgilendiren bir konuya nasıl sığ ve sadece laik TC rejimini himaye edecek şekilde baktıklarının çarpıcı sahneleri milyonların gözü önünde ortaya konuldu..

Ama, onlar, Nuray Mert’in ve hele de Tehran Üni. öğr. üyesi Asgar Ferdî’nin mantıklı izahları karşısında daha bir tutarsız hale gelmekten kurtulamadılar.

Proğramdaki izleyicilerden bir üniversite öğrencisinin suali de, seviye bakımından farklı değildi. Asgar Ferdî’yi sorgulamak istercesine, ‘Atatürk' hakkındaki görüşünü açıklaması’ bile istenebildi.. Ama, onun –proğram boyunca izleyenleri şaşırtan bir düzgünlük ve zenginlikte kullandığı Türkiye türkçesiyle-, 'cevab vermeme hakkımı kullanacağım..' demesi ve canlı yayında tuzak suallere karşı son derece esprili karşılıklar vermesi ve hele ‘İİC’deki örtünme mecburiyeti’ ile ‘TC’deki örtünme yasağı’nı mukayese etmek isteyenlere, ‘Birisi Allah’ın emri, vahyin gereği; diğeri insanların yaptığı kanunların gereği.. Bunlar mukayesesi mümkün olmayan iki farklı kaynak..’ demesi, biraz mantığı olanları susturmaya yetiyordu.. Bu arada, proğrama izleyici olarak katılan ve İslamî örtüye riayet etmeyen İran’lı hanımların yaptıkları tahliller bile, ‘İran’ın iç hukuk uygulamalarını bahane ederek, Amerika tarafından dize getirilmesini ve Türkiye’nin de bu konuda Amerika’nın yanında yer almasını’ ister gözüken Prof. Ergil ve A. Han’ın ‘resmî ideoloji’ye göre kurulmuş söylemlerinden daha tutarlı, ilginç tahliller yapıyorlardı. Hattâ, bir futbol adamı olan Mustafa Denizli bile..

Bu vesileyle, Lübnan’lı hrıstiyan arab yazarlardan Mihail Nuayme’nin (1889-1988) ‘Mirdâd / Kundaktaki Ermiş’ isimli kitabında bir bölümü hatırlamanın tam zamanı: ‘Barışta yaşamak için, komşunu öldürmek istiyorsun.. Bir canlının bir ölüyle barışta yaşamasının ne yararı var? Önemli olan, canlının, yaşıyanlarla barışta olmasıdır.. Zevk ve çıkarlarına karşı gelen bütün varlıklarla savaşman gerekiyorsa, o zaman sen en iyisi, bütün varlıkları yaratan Tanrı’ya savaş aç!

-Evet, savaş! Ama,komşunla değil, komşunu seninle savaşmaya itenlerle savaş! (…)Savaş istiyor musun sen? O halde, ilân et savaşını.. Kalbinde ve kalbine karşı savaş ilân et! (…) Bu savaşların, insanları en kutsal savaş olan, ‘nefisleriyle mücadele’den alakoyan şeytanî tuzaklar olduğunu da öğrenmiş olursun.. Bunun dışındaki bir savaşı kazananların zaferi, kötü bir yenilgidir..’

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.