Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Düzen’lerini korumak için, fitne ve şirretliği yükseltiyorlar!
Perşembe, 18 Mayıs 2006 - (17:59)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

C. Başkanı Sezer’in fiilî liderliğinde, ‘kurumlar oligarşisi’ içinde yer alan bazı kuruluşların temsilcilerinin ve de kanunî muhalefet’in lideri durumundaki Baykal’ın, ve hattâ, Ecevit, Demirel ve ‘eski tüfek marksist/ kemalist ideolog müsveddelerinin-temelinde, C. Başkanlığı seçimini AK Parti’ye yaptırtmamak için- günlerdir süren gizli-açık kışkırtmaları ve ülkede genel bir huzursuzluk icâd etme ve zihinlerde ‘yeni kurtarıcı’lar oluşturma hayalleri ve darbe ortamına zemin hazırlamak için korku salmaya ve kamuoyunu sindirmeye yönelik davranışları devam ederken..

Danıştay’a yapılan saldırı haberi geldi..

30 yaşlarında bir avukat, Danıştay 2. Dairesi’nin toplantı salonuna baskın yapıyor ve bütün üyeleri hedef alarak kurşun yağdırıyor.. Üyelerden ikisi ağır, 5’i hafif yaralı..

İlginç olanı, saldırıya uğrayan Danıştay 2. Dairesi’nin, ‘öğretmen hanımların, sadece okulda değil, okul dışında da türban kullanamıyacağı’na dair bir karar vermesi ve bu yüzden ağır eleştirilere hedef olması.. Yine ilginçtir ki, o karara karşı oy kullanan bir hanım üye de aynı şekilde kurşunların hedefi olmuş.. (O karara karşı, en şiddetli tepkiyi Vakit vermişti.. Bundan dolayı, Vakit’in hedef gösterdiği iddiası dile getiriliyor şimdi. Halbuki, saldırıyı yaptığı ileri sürülen kişinin bir avukat olması ve gazetenin yayınıyla ilgisi olmayan bir şekilde, Danıştay’a girip çıktığı ve o üyeleri, gazete resimleriyle tanımaya ihtiyaç duymaması, konunun ayrı bir ilginç tarafı..)

‘İlköğretim müfettişi’ bir babanın oğlu olan eylemci için, baba İdris Arslan, dün, El’Aziz’den telefonla bağlandığı NTV’ye, ‘oğlunun hiç bir partiyle, hiçbir grupla, hiçbir cemaatle ilgisinin olmadığını’ söylüyordu..

Eylemcinin, temel sosyal problemleri mevcud kanun sisteminin sınırları içinde çözmeye yönelik çabalarında, -laisist direnç odaklarının ayak diremesiyle de- bir arpa boyu yol alamamış olan Tayyîb Bey’in takib ettiği uzlaşmacı metodun geçersizliğini ortaya koymak isteyen ve ‘radikal çözüm tarafdarı’ bir kimse olması da mümkün..

Danıştay çevrelerinden, daha sonra yapılan açıklamaya göre, sözkonusu avukat, ‘Biz Osmanlı çocuğuyuz, bunun devamı gelecek!‘ demiş.. Danıştay Başk. Vekili Tansel Çölaşan ise, hırçın bir uslûbla ve sanki hadise mahallindeymişçesine, saldırganın eylemini, ‘Biz Allah’ın askeriyiz; bu, türban dâvasına cevabımızdır!’ gibi sözlerle gerçekleştirdiğini iddia ediyordu, Hükûmet’e yönelik dolaylı eleştirileriyle..

-1 yıl sonra seçilecek yeni C. Başkanı’nı AK Parti’ye seçtirmemek için- günlerdir ‘Kritik noktada üzerlerimize düşeni yaparız’ diye gizli tehdidlerde bulunan, sosyal korku havası estirmeye, umacılar oluşturmaya çalışan ve ‘Teslim mi olacağız sana? Unutun bunu.. Bu tablo sizi çok sıkıntıya sokar. Biran önce bunun doğru değerlendirilmesi lâzımdır. (…)Yargıyı kuşatırız, kendi kafamıza uygun olanları seçeriz, üniversiteleri kendi anlayışımıza uygun kurumlar haline getiririz (zannediyorsun). Nereden çıkarıyorsun bunu? Türkiye bir çatışma ortamına doğru gitmektedir. Türkiye sessiz kalmayacak, herkes görevi neyi gerektiriyorsa onu yapacak. Biz de görevimiz neyi gerektiriyorsa yapacağız.’ diye hırçın beyanlarda bulunan Baykal’ın bu saldırı üzerine açıklamaları ise, tam ‘vesikalık’.. Adetâ böyle bir saldırıyla, ekmeğine yağ sürüldüğünü görmenin gizli sevincini yansıtıyor; en ağır suçlamaları yapıyor ve bu saldırının arkasında, onu özendiren kişi olarak Danıştay kararlarını eleştiren Tayyîb Erdoğan’ın bulunduğunu ileri sürüyordu..

Şöyle bir düşündüm..

Selanik’teki evde, Tayyîb Bey aleyhinde yazılan, çirkin hakaretlerle dolu mektubu da Baykal ve partisi övmüş, onu yazanı kutlamış, ‘onu sonuna kadar destekliyeceğini’ açıklamış; E. Çölaşan gibiler, o metni, güya gazetecilik adına, tekrar tekrar yayınlamışlardı.. Bunun üzerine, tahrike kapılan birisi de gidip, Tayyîb Erdoğan’a saldırsa; Baykal Efendi, o zaman, kendisini de suçlayacak mıdır?

Hadisenin hemen arkasından, medyanın toplumu nasıl yönlendirmeye çalıştığının ilginç bir örneğini daha gördük.. Tıpkı, ‘11 Eylûl Saldırıları’ndan sonraki gibi.. Hatırlıyalım, ‘11 Eylûl 2001 Saldırıları’ sonunda New York’daki ‘İkiz Kuleler’in çökmesi devam eder ve her taraf toz-duman içindeyken; Amerikan makamları, suçluların ‘müslüman eylemciler’ olduklarını ve hattâ yıkıntıların arasından ele geçirildiğini iddia ettikleri sapasağlam pasaportları delil olarak gösteriyorlardı.. Çünkü, ‘İslâm ve Müslümanlar’a karşı bir global ‘Soğuk Savaş’ başlatmak gerekiyordu.

Bu saldırıdan da böyle bir hedef gözetiliyor olmaya!. 10 yıl öncelerde, Başbakan Yard. olduğu günlerde, ‘Laik rejim tehlikeye girerse, her şeyi yakıp yıkarız..’ diyen Murad Karayalçın ’ın sözlerini burada tekrar hatırlamakta da fayda var..

Ama, bu gibi oyunlara tarihî bir perspektiften baktığımızda, alışık sayılmalıyız.. Çünkü, sosyal hâfızamızı biraz çalıştırırsak, bu gibi filmlerin en az 100 yıldır sürekli seyredip durduğumuz görülür.. Ortamı gerdirici beyanlarla tahrik ediniz, tertibler içinde olunuz; sonra bir kaç suikasd, terör, bombalama ve.. ‘Ülkenin ve milletin içine düştüğü korkunç durumdan kurtarılması’ adına, yeni bir darbe davetçiliği..

Böyle bir terör ve kargaşa ortamında sinenlerin mağlub olduğu, şirretlerin baskın çıktığı; haklı gözüktüğü ve nice zorbalıkların ‘ölümlerden ölüm beğendirmek’ şeklinde topluma, çaresizlik içinde kabul ettirildiği bir mekanizma.. Bir ‘haramîler çetesi’ mantığı..

Hükûmetin, sadece organize sosyal güçleri sukûnete çağırmakla yetinmeyip, geniş halk kitlelerini dev gösterilere hazırlamak için hazırlıklı olmasının zamanıdır..

Sona kalan, dona-kalır ve tarihi, geç kalanları affetmez!.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.