Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Sağduyuya ihtiyaç var
Perşembe, 18 Mayıs 2006 - (19:12)
Fehmi Koru
Yeni Şafak Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Danıştay 2. Dairesi üyelerine yapılan silâhlı saldırının menfur bir olay olduğuna hiç kuşku yok. Kimin, hangi niyetle bu saldırıyı yaptığına bakmaksızın hemen verilmesi gereken hüküm budur. Bu eylemi şiddetle kınıyorum.

Olay üzerine yetkililerin yaptığı açıklamalar hemen herkesin bu tespit ve tepkide birleştiğini gösteriyor. Bir yüksek yargı kurumu olan Danıştay'a yapılmış saldırı, Cumhurbaşkanı Sezer'in de dediği gibi, "Tarihe kara bir leke olarak geçecek."

"Türkiye maalesef çok tehlikeli bir noktaya doğru sürüklenmektedir. Türkiye'nin nereye sürüklenmekte olduğunu hâlâ görmeyenlere, görmemekte ısrar edenlere, bu olaylar umarım bir uyarı olur" diyen CHP lideri Deniz Baykal'ın da hakkını teslim etmek gerekiyor.

Bu noktada durup şu soruyu sormamız şart: 'Tarihe kara bir leke olarak geçecek bu saldırı eylemiyle Türkiye nereye sürüklenmek isteniyor acaba?

Bu eylem münferit bir tepkinin sonucu olabilir. Genç bir adam, kafasında 'intikamcı' bir takıntıyla, Danıştay'ın bir dairesini ve o dairenin üyelerini hedef seçmiş olabilir. Eylemci avukatın motivasyonuna en fazla 'intikam' hissinin yakıştırıldığı fark ediliyor. O dairenin 'türban' konulu bir karara imza atmış, kararın da bazı ağızlar ve kalemler tarafından şiddetle eleştirilmiş olması en kabul edilen 'motif' gibi...

Gerçekten 'öç alma' amaçlı bir eylemle karşı karşıya isek, bunda, 'tarihe geçecek' bir yön bulmak kolay değil. Başka ülkelerde de görülebilen bireysel bir eylemin Türkiye'yi belli bir yöne sürüklemesinden herhalde söz edilemez. Her toplumda takıntılı insanlar bulunur; bunlardan biri öfkesini üzerine bocalamak için herhangi bir yeri veya kişiyi seçebilir. Danıştay'da meydana gelen eylemi bu kapsamda ele aldığımızda, o noktadan ileriye taşıyıp hiç de 'intikamcı' hisler beslemeyen insanları suçlama vesilesi yapmak herhalde yakışık almaz.

"Menfur olay, öç alma amaçlı bireysel bir eylem olmayabilir mi; eğer öyleyse, arkasında ne aramak gerekir?" Üzerinde kafa patlatılması gereken esas soru budur.

CHP liderinin "Türkiye'nin nereye sürüklenmek istendiği" noktasına işareti bize bu konuda bir açılım sağlıyor. Gerçekten de, geçmişte, ülkemizde yaşanan benzer eylemlerin hemen hepsi, Türkiye'yi belli bir yöne doğru çekmeyi amaçlayan çok geniş birer projenin parçasıydı. İşlenen siyasî cinayetlere, kitle hareketlerine ve toplumsal eylemlere biraz yakından baktığımızda, hiç istisnasız hepsinin, ülke istikrarını hedef aldığını, istikrasızlığın da sonu belirsiz maceralara kapı araladığını görüyoruz.

Danıştay üyelerine karşı eylem de, büyük ihtimalle, böyle bir amaca yarayacaktır.

Deniz Baykal'ın sözleri, anamuhalefet partisi lideri olduğu için, hükümeti ve iktidar partisini suçlar biçimde anlaşılmaya da müsait. Oysa bu tür eylemleri hiç istemeyecek olan hükümet ve iktidar partisidir. Geçmişteki benzer eylemler dönemlerin hükümetlerinin ne işine yaramıştır ki, Danıştay eylemi Ak Parti hükümetinin işine yarasın? Eylemler yalnız ülkeyi istikrarsızlaştırmaz, hükümetleri de sarsar; uzun vâdede iktidarları yıktığı da bilinir...

Umarım, hükümet ve Ak Parti, varlığını tehdit eden bir dizi oldu-bittiyle karşı karşıya olduğunu artık anlar. Anlar da, çok daha farklı bir ortamda oluşmuş hükümetin ve parti yönetiminin yapısını, bu tür olaylara muhatap olan devlet bürokrasisini, içinden geçtiğimiz dönemin şartlarına uygun olarak yeniden oluşturur.

Ülkeye kan kaybettirmeyi, insanlarını tık nefes hale getirmeyi amaçlayan bu tür eylemleri küçük politik çıkarları için kullanmaya kalkışacak açgözlüler çıkmayacak mı? Elbette çıkacak. Ancak, geçmişte yaşananlara 'ders' olarak yaklaştığımızda, benzer eylemleri istismar etmeye kalkışanların da o olayların altında kaldığını görürüz.

Sağduyuyu elden bırakmayıp akılları başlara toplamanın zamanıdır.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Fehmi Koru'in Diğer Yazıları
   Kanun bir çalgı âleti değilse
   Pakistan bize benzemez
   Tahran'dan ileriye...
   İnsaf yahu!
   Adını koyalım: Fiyasko
   Modalar ve niyetler
   Ben Bilderberg'te iken
   Dönüm noktası
   Zekâya da hakaret
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.