Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Ekmek ve ilahî kelâm
Pazartesi, 29 Mayıs 2006 - (21:31)
Hüseyin Hatemi
Yeni Şafak

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Bunun içindir ki Emîr-ul-Mü'minîn Ali, zehirli, mikroplu kaynaklardan uyarmış, "suyu bulanık olmayan, bulaşık olmayan kaynaktan alın!" buyurmuştur.


Hazret-i İsa, "insan yalnızca ekmekle yaşamaz, ilâhî kelâma da ihtiyacı vardır" der. Ekmek; burada insanın yaşaması için gerekli maddî nesnelerin, başta yiyeceğin simgesidir. "İnsanın, yaşamak için ekmeğe ihtiyacı vardır" cümlesi inkâr edilebilir, çürütülebilir mi? Ne var ki bazı aldatıcılar, bu gibi temel gerçeklere bile, sonunun nereye varacağını bilerek derhal itiraz edebilirler ve itirazlarına bol miktarda o sırada moda olan terimler, sloganlar ve kafa karıştırıcı malzemeden ne bulurlarsa ilâve edebilirler: -Ben Sayın Hatemi gibi düşünmüyorum, insanın ekmeğe muhtaç olduğu görüşü aşılmıştır, esasen bu söz Hristiyan bundamentalistlerin sarıldığı bir sözdür, bu temelden hareket edilirse Katolik Sosyal Öğretisi gibi bir gerici akıma ulaşılabilir, oysa bu Türk Düşüncesi'ne tamamen yabancıdır, esasen Katolik Düşüncesi Şiîliğe yakındır. Yunus da önce Hacı Bektaş'dan buğday istemiştir amma sonra yanlışının farkına varmış, "himmet" istemiştir. Şu halde kafayı ekmeğe takan Sayın Hatemi gibi Sosyal Devlet ilkesi üzerinde direnirsek, Sosyalist Blok gibi yıkılmaya mahkûm olur, küreselleştirilme himmetini yakalayamayız vs.vs.-

Başka bir muhaverede, "lâf olsun, torba dolsun" panelinde aynı kişiyle karşılaşır, bu kez de Hazret-i İsa'nın cümlesinin ikinci kısmından bahsedersiniz, az sonra aynı kişinin şu cevabına muhatap olabilirsiniz: -Ben Sayın Hatemi gibi düşünmüyorum. Sünnî düşünce herşeyden önce "başa bağlılık" demektir. Türkler, başbuğa bağlıdırlar, tabiatiyle bizim Sünnîlikten kasdettiğimiz Taliban Sünnîliği değil, Anadolu Sünnîliği'dir. Anadolu Sünnîliği'nin bir alt görünümü de Anadolu Alevîliği, bir diğer deyişle, Türkmen göçebe Sûnnîliği'dir. Anadolu Alevîliği, Türkmen Sünnîliği demektir. Sayın Hatemî hukukçu olduğu için ekonomi, sosyoloji işletme yönetimi, felsefe, ilâhiyat konularını hiç bilmez, bendeniz Amerika'da bir müddet şef garsonluk eğitimi gördüğüm ve Amerika da şimdi çağdaş bilimin doruğunu simgelediği için, hangi panelde hangi servis yapılacağını gayet iyi bilirim, Sayın Hatemi yine yanılıyor, ilâhî kelâm diye salt, genelgeçer, görece olmayan bir nesne yoktur, servisi bana bırakın da, ben patlıcanın değil efendimin dalkavuğu olarak, efendimin sofrasında hizmet ederken, halkımızın da (dikkat! Lâm harfi ince telâffuz edilecek) mönüsünü saptayayım"

Oysa, cümlenin birinci kısmında nasıl "görece" (izafî) olmayan bir gerçek varsa, insan; insanlık onuruna yaraşan bir hayat düzeyi için gerekli maddî vasıtalara muhtaç ise, Devlet'in de bu yalın ve temel gerçek dolayısı ile "Sosyal Devlet" olması gerekiyorsa, ikinci bölümü de "görece" olmayan bir gerçektir: İnsan, kendisine Yaratıcı tarafından doğuştan verilen "emanet" dolayısı ile, ilâhî Kelâm'a muhtaçtır ki, eşitlik ilkesi ve Hakkaniyet ilkesi bilincine yabancılaştırılmasın, köleleştirilmesin! Merhum İkbal, "zi-sîmâyî ke sûdem ber-der-i gayr/ sücûd-i Bûzer-ô Selmân neyâyed" der. (Başkasının kapı eşiğine sürdüğüm yüz/ Ebuzer ve Selmân'ın secdelerine başaramıyor).

Kur'an-ı Kerim'de, "ancak temiz olan şeyleri yiyin, Şeytan'ı izlemeyin!" buyurulur. Bu tavsiye de maddî ekmek için de, manevî ekmek için de geçerlidir:- İnsan, yaşamak için ekmeğe, gıdaya muhtaçtır- Gıda bozulmuş, öldürücü zehirlenmeye yol açabilir hale gelmiş olsa da mı? -Elbette değil! Bozulmuş gıda, hayatı sürdürme aracı değil, ölüm aracı demektir!- "İnsan, yaşamak için ilâhî kelâm'a muhtaçtır" alanında da böyle midir? -Elbette böyledir! Evrensel Ahlâk ve Tabiî Hukuk ilkeleri dışına çıkan tahrifler, bâtıl dinler, insanın edebî hayatı için, ancak Din Günü'nde ayılabilecek korkunç bir şuur kaybına, komaya veya başkaları için çok tehlikeli bir saldırganlığa sebep olabilirler.

Bunun içindir ki Emîr-ul-Mü'minîn Ali, zehirli, mikroplu kaynaklardan uyarmış, "suyu bulanık olmayan, bulaşık olmayan kaynaktan alın!" buyurmuştur.

Ülkemizde -maalesef her safda- "benim oğlum bina okur/ döner döner yine okur" gözlem sonucu geçerli! Muhatabına kızan, "insan haklarının evrenselliği ilkesi gereğince kimseye zulmetmeme" orucunu, bir bardak mikroplu su dikerek bozuyor. Oysa bu orucun dünya hayatında iftarı yoktur, keffareti de ötede çetin bir tedavidir. Biline!

Yeni Şafak Gazetesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Hüseyin Hatemi'in Son 10 Yazısı
   Ilımlı İslâm'ın anlamı
   Balta sapları
   Sevgi ve akıl
   İyi ağaç
   Şerrin derin devleti
   Türkiye sırada mı?
   Kur'an
   Misyonerlik
   Kötünün kaynağı nerede?
   Fâsid daire
   Dinî referanslar
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.