Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  

Dan Fried: AK Parti’yi devirmeye çalıştığımız iddiası aptalca

Çarşamba, 05 Temmuz 2006 - (22:48)

Facebook da paylaş

Türkiye’deki demokratik sürecin daha da derinleştirilmesi lazım. Türkiye’de demokrasi gelişti. Bu, kesinlikle çok istikrar getirici bir faktör. Komplo teorisi yanlış, zararlı ve ne mutlu ki temelsiz. Ben Türkiye’de demokrasinin hudutlarının doğru yönde ilerlediğine inanıyorum.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Washington'da Amerikalı meslektaşı Condoleezza Rice ile yapacağı görüşme öncesinde Amerikan yönetimi Türkiye'ye önemli mesajlar gönderdi.

Zaman'a özel bir mülakat veren Avrupa ve Avrasya'dan sorumlu ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Dan Fried, ülkesinin Türkiye ile dünyada ve bölgede muazzam işler yaptığını söyledi. “Türkiye ile gerçek birer ortak olarak çalışabiliyoruz.” diyen Fried, Türk demokrasisine övgü yağdırdı. ABD'nin AK Parti'yi devirmek istediğine dair iddiaları ‘aptalca ve saçmalık' olarak niteleyen bakan yardımcısı şöyle konuştu: “Türkiye'deki demokratik sistemin bize verdiği hükümetlerle çalışmaktan çok mutluyuz. AK Parti ile de çalışıyoruz. Bunu çok da işbirliği içinde yapıyoruz.”

Demokrasinin geliştiğini ve bu sürecin daha da ‘derinleştirilmesi’ gerektiğini vurgulayan Dan Fried, Türkiye’nin Atatürk ve Özal’dan ‘bir sonraki büyük adım’ı atarak Avrupa Birliği’ne girme aşamasına geldiğini vurguladı. ABD’li bakan yardımcısı, Türkiye’nin AB sürecine desteklerinin süreceğini ve tam üyelik müzakerelerinin Kıbrıs yüzünden raydan çıkmasının ‘çok kötü’ olacağını vurgulayan Fried, “Kıbrıs’ta iki toplumun kabul edebileceği adil bir çözümü ve çözüm sürecinde Kıbrıslı Türklerin tecridinin sona erdirilmesini destekliyoruz.” mesajı verdi. Dan Fried, Türk demokrasisinden Irak’taki duruma, Ortadoğu’dan İran nükleer krizine ve İslam karşıtlığına kadar bir dizi konuda Zaman’ın sorularını cevaplandırdı.

Evet, Dışişleri Bakanı Gül, Washington’a geliyor...

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün ziyaretini dört gözle bekliyoruz. Türkiye ile dünyada, bölgede yaptığımız çok sayıda iş var. Meselelerin çoğu zor. Kıbrıs zor. Tüm meseleler karmaşık. Fakat Türkiye ile gerçek birer ortak olarak çalışabiliyoruz. Türkiye’nin stratejik vizyonunu bir Avrupa ülkesi olarak anlaması ve aynı zamanda Türk değerlerine ve geleneğine sadık kalmasının beni etkilediğini söylemeliyim. Bunları söylemek kolay, yapmak zor. Kadim dostum Eric Edelman geçenlerde bir konuşma yaptı, duymuşsunuzdur. Bence harikaydı. O konuşma Türkiye’nin şu anda bir sonraki büyük adımı atma aşamasına geldiğini ve bunun Mustafa Kemal Paşa’nın ya da Özal’ın attığı adımlara benzer bir stratejik önem taşıdığını ima ediyordu.

Türkiye’nin ABD için Soğuk Savaş dönemindekinden daha önemli olduğunu söyleyebilir misiniz?

Soğuk Savaş’taki önemi kritikti, fakat çerçevesi dardı. Askeri ve güvenlik açısındandı. Şu anki önemi medeniyetsel ve siyasi. Sovyetler Birliği sorunuyla iştigalle sınırlı değil, dışa dönük bir ilişki. Ayrıca Türkiye Soğuk Savaş dönemindekinden çok farklı bir ülke. Farklı olan, Türkiye’nin 25 yıl öncesine göre çok daha demokratik bir ülke oluşu. Bu demokrasi, kısa vadede, kibarca ifade edecek olursak, ABD’den çok şüphe duyan, bazen Amerikan karşıtı bir basın üretiyor. Ama uzun vadede güçlenen bir Türk demokrasisi var. Ve bu iyi bir şey. Farklı olan bir diğer şey ise, Türk ekonomisinin büyümüş olması. Sadece hacimde değil, ilerlemişlikte de büyüdü. İleri demokrasilerin Hıristiyan olması gerektiğini savunan teori tam bir saçmalık. Türkiye’nin 21’inci yüzyıla katabileceği şeylerden biri, modernite, demokrasi, ekonomik ilerlemenin her yerde olduğu kadar kolay şekilde büyük oranda Müslümanlardan müteşekkil bir temel üzerine inşa edilebileceğidir.

Demokrasi demişken, Türkiye ve ABD’de bazıları AK Parti hükümetinin gerekirse anti-demokratik hamlelerle devrilmesi çağrısında bulunuyor. Çünkü Türk rejiminin laik karakterini tehlikede görüyorlar.

-Türkiye’de demokrasi var. Türkiye’de seçimler var. AK Parti kazandı, tamam mı? Türkiye bir tek parti devleti değil. Bir gün gelecek AK Parti seçimi kazanamayacak. Demokrasinin tabiatı budur. Biz, Türkiye’deki demokratik sistemin bize verdiği hükümetlerle çalışmaktan çok mutluyuz. AK Parti ile de çalışıyoruz. Bunu çok da işbirliği içinde yapıyoruz. Bunları duymuştum, ama fazla itibar etmiyorum.

Size bu soruyu sormamın sebebi, birçok komplo teorisyeninin Amerikan hükümetinde bazılarının da mevcut hükümete karşı anti-demokratik çabaları teşvik ettiğini öne sürüyor olmaları.

Hayır, bu çok saçma ve aptalca. Türkiye’deki demokratik sürecin daha da derinleştirilmesi lazım. Türkiye’de demokrasi gelişti. Bu, kesinlikle çok istikrar getirici bir faktör. Komplo teorisi yanlış, zararlı ve ne mutlu ki temelsiz. Ben Türkiye’de demokrasinin hudutlarının doğru yönde ilerlediğine inanıyorum. Laiklik ve İslam konusu Türkiye’de tartışılıyor. Tamam, Fransa’da da tartışılıyor. Fransa’da öğrencilerin devlet okullarında başörtüsü giyip giymemeleri üzerinde büyük bir kavga var. Bu tartışmanın Türkiye’de de bir karşılığı var. Şunu söylemeliyim ki, Amerikan perspektifinden, açık dini sembollere birçok Avrupa ülkesindekinden daha hoşgörülüyüz. Amerika’da okula giden Müslüman kızlar sürekli başörtüsü takabiliyor ve kimse aldırmıyor. Komplo teorilerine inanmayın.

ABD’nin Türkiye’de dinî azınlıkların sorunları konusunda sıkça konuşmasına rağmen, mesela dindar Müslümanların özellikle başörtüsü yasağı gibi problemleri hususunda yüksek profilli bir gayret ve söylem içine girmediği söyleniyor. Buna ne diyorsunuz?

Oh sevgili Tanrım, bu benim için cevaplaması çok güç bir soru. ABD için bir cevap verebilirim. Biz ABD’de asla Müslüman kadınlara başörtüsü yasağı getirmeyi düşünmeyiz. Ancak Türk toplumunda süregelen bir tartışmaya ilişkin bir görüş belirtemem. Çünkü farklı bir geleneği var. Türk demokratik toplumu ve demokratik siyasi sistem, çoğunluğu Müslüman olan bir nüfusla laik devlet olmanın ne manaya geldiğini tartışıyor. Fakat dini azınlıklara gelince, evet, onları gündeme getiriyoruz. Türkiye’nin Osmanlı dönemine dayanan bir hoşgörü geleneği var. Dolayısıyla Türkiye’nin Rum Ortodoks Kilisesi’nin ve Ekümenik Patrikhane’nin çalışma şartlarını kolaylaştırmasını ve kucak açmasını dilediğimizi söylemek bizim için oldukça radikal bir şey.

Türkiye Batı’da, özellikle Avrupa’da artan İslamofobi konusunda ciddi endişeler taşıyor. Bu kaygıları paylaşıyor musunuz? ABD’nin İslamofobi’ye karşı gayretlerini mesela antisemitizmle mücadele seviyesine yükseltme yönünde planlarınız var mı?

Bence bu adil bir soru. Avrupa, İslamofobi’yi de içeren bir yerlicilik travması geçiriyor. Ulus devletin çoğu ülkede aslında çok etnisite, çok din olduğu gerçeğine kendini alıştırması gerektiği bir dünyada Batı Avrupa ulusal kimlik konularıyla cedelleşiyor. Biz Amerikalılar çözüm önerirken çok dikkatli olmalıyız; çünkü Amerika’yı sadece bir beyaz Protestanlar ülkesinden daha fazlasıyla tanımlamayı öğrenmenin tarihini yaşadık. Ama şimdi Amerikalı Müslümanları bir diğer Amerikan dini olarak bağrımıza basmayı öğreniyoruz. Başkan Bush’un başlatmış olduğu Beyaz Saray’da iftar geleneği bu nedenle çok iyi bir fikir. Müslüman topluluklara açılma örneği bu nedenle çok önemli. Avrupa’nın da bunu yapması lazım. Söylemesi kolay, yapmak zor.

Müslümanlara açılma projelerinden biri de Türkiye’nin AB’ye girmesi. Ancak taraflar Kıbrıs yüzünden çarpışma sürecine girmiş bulunuyor. İki tarafta da müzakereleri askıya almayı seslendirenler arttı. Tepkiniz?

-Türkiye’nin Avrupa’ya yönelmesini ve AB üyeliğini başından beri destekledik ve desteklemeye devam ediyoruz. Kıbrıs’ta her iki toplumun kabul edebileceği adil bir çözümü ve çözüm sürecinde Kıbrıslı Türklerin tecridinin sona erdirilmesini destekliyoruz. Kıbrıs’ta iki ayrı devlet olmasını desteklemiyoruz ve ne mutlu ki Kıbrıslı Türklerin lideri Sayın Talat da aynı görüşte. Türkiye’nin katılım süreci bu sorun yüzünden raydan çıkarsa, çok kötü olur. Kıbrıs’ta ilerleme sağlamayı amaçlayan her türlü gayreti kesinlikle destekliyoruz.

Türkiye ile ABD, İran konusunda aynı noktada mı? Türkiye’nin girişimlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tüm dünya artan oranda aynı noktaya geliyor. İran’a oldukça cazip ve muteber bir paket teklif edildi. Türkiye tabii ki İran’a bu güzel teklife ‘evet’ deme ve hepimizin yol katetmesine yardım etme zamanının geldiği yönünde güçlü bir mesaj verebilir. Ve bence Türkiye bunu anlıyor.

Türkiye, Filistin-İsrail ihtilafını çözmek için de yüksek profilli bir gayret içine girdi. Başkan Bush ve Başbakan Erdoğan telefon konuşması yaptı...

Evet, yaptılar. Birçok Avrupalı ya da Türk’ün bunu anladığını düşünmüyorum; ama siz bu sabah itibarıyla mevcut İsrail operasyonunda kaç Filistinli öldüğünü biliyor musunuz? Sıfır. Hiç. Ancak CNN ve BBC’yi seyrederken sanki korkunç kayıplar olduğu izlenimine kapıldım. Hamas, tanınan bir devlete sahip olma yolundaki bir halkın hükümeti mi, yoksa terörist bir hareket mi olduğuna karar vermeli. İkisi birden olamaz. Umarım Türkiye, Hamas’ın hem Filistin’de hem Şam’daki liderlerine dünyanın bunu yanlarına bırakmayacağı sinyalini güçlü şekilde verir. Şu anda Filistinlilerle kendi devletlerini kurma arasındaki ana engel, Filistinli liderlerin kalitesi. Abbas’ı kastetmiyorum.

Irak’ın tek ve bir ülke olarak kalacağı hususunda ne kadar iyimsersiniz? Ve Türk-Amerikan ilişkileri için bu ne ifade ediyor?

Ta başından beri Türkiye ve ABD Irak’ın tek bir ülke olarak kalmasında mutabık. Demokratik, federal, çok etnisiteli. İnanıyorum ki Iraklı Kürtler, Irak’ın Iraklı vatandaşları olmaya hazır. Bölgelerinde, üzerinde çalışmaları gereken önemli konular var. Mesela Türkiye’nin anlaşılır kaygılarının bulunduğu Kerkük. Başbakan Maliki, hükümetini güçlendirdikçe, Türkiye’nin, bizim de desteğimizle PKK tehdidi, Kerkük meselesinin Iraklıların, Kürtlerin, Arapların, Şiilerin ve Sünnilerin ihtiyaçlarını tatmin edecek ve Türkiye’yi kendine daha güvenli bırakacak şekilde çözümü gibi konularda birlikte çalışabileceği daha güçlü, güvenilir bir ortağı olacak.

Ali H. Aslan / Zaman Gazetesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

'Röportaj' Kategorisinde Son 10 Yazı
   Murat Kuseyri: ''İşkencenin her türlüsüne maruz kaldım''
   Kaynak: Çılgın Türkler tuzağa düştü
   Saldırı Gladyo işi
   İskit: ''Laikçi cephe bizi Kuzey Kore yapmak istiyor''
   Üstad 101 yaşında
   Amerika savaş çıkarmak zorunda
   PKK ve Kemalizm
   Barzani: ''Irak'ın yeni Anayasasında aslan payı Kürtlerin''
   Irak Direnişi Üzerine
   Irak'ta Sadr Direnişi Üzerine Bir Söyleşi
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.