Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  

Bir imparatorluğun çöküş emareleri

Pazar, 22 Ekim 2006 - (23:33)

Facebook da paylaş

Boyun eğdirmeye ve tebaalarından saygı görmeye alışanlar, zillete düşmeyle ve kendi farklılıklarıyla baş etmeye hazırlıklı da değildir. Onlar için, emirleri altındakilerin yer edinmesi mantıken, ahlaken kabullenilemezdir.

Bugünlerde Washington'da artan ölçüde, ortak akıl Birleşik Devletler'in İran ya da, Allah korusun, Kuzey Kore'ye karşı herhangi bir askerî operasyona girme riskini alamayacak kadar Irak bataklığına saplandığı düşüncesinde. Politik uzmanlar, ABD ordusunu "aşırı yüklenmiş" ya da "sınırlarının sonuna gelmiş" olarak tanımlıyor. Varsayım, Pentagon'un Başkan Bush'a bir diğer büyük askerî yükü yüklenemeyeceğini söylediği doğrultusunda.

ABD ordusuna dair bu karamsar değerlendirmelere ek olarak bir de "yeni realizmin" yönetimin üst düzeylerine uzandığı iddiaları var. Yani, Condoleezza Rice gibi ihtiyatlı realistler ateş soluyan neo muhafazakârlar üzerinde galip geldi. Bundan ötürü, İran ya da Kuzey Kore'ye karşı askerî bir operasyon yok.

Ancak ben bunların hiçbirine inanmıyorum. Nitekim, bir imparatorluk yükselişteyken, tıpkı Birleşik Devletler'in Irak işgalinin öncesinde olduğu gibi, genellikle aceleci ve yanlış hesaplanmış eylemlere girişmeye meyleder, bu nedenle İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki İngiliz ve Fransız imparatorlukları gibi düşüşte olan bir imparatorluk anlamsız ve kendine zarar verici eylemlere girişir. Ve korkarım, şimdi aynı şey Birleşik Devletler'e oluyor ve biz de düşüşe geçiyoruz. Bir imparatorluğun gerilemesi, yapay emperyal elitler için zor ve acı verici bir durumdur.

Boyun eğdirmeye ve tebaalarından saygı görmeye alışanlar, zillete düşmeyle ve kendi farklılıklarıyla baş etmeye hazırlıklı da değildir. Onlar için, emirleri altındakilerin yer edinmesi mantıken, ahlaken kabullenilemezdir. İlk hastalık, gerileyişin bu elitleri tebaalarından kendilerine yönelen aşağılama ya da kulak asmamalara karşı aşırı duyarlı yapmasıdır; ikincisi ise elitler kendi kapasitelerini aşırı abartırlar ve eski tebaalarını aşırı küçümserler, ki bu ölümcül bir hatadır. Bu iki önemli yargı hatası, askerî açıdan üstünlüğe rağmen başarısızlık olayı ile birleştiği bir anda gelecek intikam saldırılarına karşı ciddi bir hazırsızlık oluşturacaktır.

Günümüz modern zamanlarında, bu tür yanlış hesaplamaya en iyi örnek 1956 yılında yaşanan Süveyş Kanalı kriziydi. Kriz, Mısır Devlet Başkanı Nasır'ın, Batı'nın Nil üzerinde bir baraj inşa edilmesine destek vermedeki başarısızlığına öfkelenerek, prensipte bir İngiliz-Fransız şirketine ait olan ve İngiliz İmparatorluğu'nun başlıca sembolü olarak görülen Süveyş Kanalı'nı millileştirmesidir.

Nasır'ın hareketine karşı Anglo-Fransız şirketin mantıklı tepkisi, kanalın ağırbaşlı bir biçimde devredilmesi olmalıydı (Başkan Carter'ın 1977 yılında Panama Kanalı'nda yaptığı gibi, böylece ABD-Latin Amerika ilişkilerini geren en önemli meselelerden biri halledilmiş oldu). Ancak öyle olmadı: Nasır gibi bir güruhla bu durumu müzakere etmek onların saygınlığına yakışmazdı. Zihinlerinde hâlâ taze olan emperyal ihtişamla, Fransız ve İngilizler 29 Ekim 1956'da Mısır müdahalesine girişti.

Daha sonra, ikinci hastalık peşi sıra geldi. İngiliz ve Fransız liderler eski tebaalarının modern Avrupa ordularına karşı bir direnişe girişmeye cesaret dahi edemeyeceklerini düşündü. Ancak tam da aksine kötü bir bozgun aşikârdı. İngiliz ve Fransızlar herhangi bir askerî zafer kazanma zemininden çok çok uzaktı.

Umutsuz bir biçimde, İngiliz ve Fransızlar -başlangıçta bir Amerikan yardımını reddetmişlerdi- Amerikan Başkanı Eisenhower'a bir Amerikan yardımı için yalvardı. Ancak ABD yardım etmedi. Rüzgârın hangi taraftan estiğini gören Eisenhower, Arap milliyetçiliği yanlısı savaşta eski emperyalist NATO müttefiklerine yardım etmektense onlardan uzak kalmayı yeğledi. Sonrasında, İngiliz ve Fransızlar tam bir utanç ile geri çekilmeye zorlandı.

Şimdi aynı olay Washington için tekrar vuku buluyor. Bir kez daha eski bir devlet, bu durumda İran oluyor, eski emperyal lortlarına, İngiltere ve Birleşik Devletler'e (1953 yılında megaloman Şah'ı iktidara getirmişlerdi) nanik işareti yapıyor. Bir kez daha sonuç aşırı huzursuzluk ve elem oldu. İran'ın nükleer teknoloji peşinden koşmasının Mısır'ın Süveyş Kanalı'nı geri almasından daha farklı bir tehlike arz ettiğini biliyorum; ancak yine de tutumları aynı. Foreign policy in focus.

Prof. Michael T. Klare / Zaman Gazetesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

'Düşünce' Kategorisinde Son 10 Yazı
   Seyyid Kutub: ''Müslüman’ın Milliyeti İnancıdır''
   Erdoğan'ın Lübnan ziyareti gerilimi aşmak için fırsat
   Muhammed Hamidullah anıldı
   Ali Şeriati: ''Bir Kez Daha Ebu Zer''
   Hacı Bayram-ı Veli, II. Manuel Palaiologos ve Papa XVI. Benedikt
   Ruhban okulu artık açılmalı
   İran-Suriye ittifakına düşmanlık, zincirleme savaşa yol açacak
   Türkiye ile ABD arasındaki sorunların düzelmesi kolay değil
   Nasrallah'ın çağrısı umut verdi
   Komplo kuramları ve iç düşmanlar
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.