Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  

Murat Kuseyri: ''İşkencenin her türlüsüne maruz kaldım''

Çarşamba, 30 Ocak 2008 - (17:54)

Facebook da paylaş

Suçsuz yere zindana atıldı, 5 yıl boyunca dövüldü, vücuduna elektrik verildi, cinsel tacize uğradı... Eski Guantanamo mahkumu Murat Kurnaz, yaşadıklarını EVRENSEL’e anlattı Almanya’nın Bremen kentinde işçi bir ailenin ikinci çocuğu olarak 1982 yılında dünyaya geldi Murat Kurnaz. Hayatının belki de en güzel 5 senesini, ABD’nin Küba topraklarındaki işkence üssü Guantanamo’da bin bir türlü işkenceye maruz kalarak geçirdi.

Suçu; Pakistan’a gidip İslam’ı daha iyi öğrenmek istemesiydi. Ancak keyfi yere zindana atıldı, dövüldü, vücuduna elektrik verildi, cinsel tacize uğradı; kısacası, hayatı tamamen karartıldı. Ne Almanya, ne de Türkiye ona sahip çıktı.. Amerikan zindanlarından ancak 5 sene sonra kurtulabildi.
“Akla gelebilecek her türlü işkence yöntemine maruz kaldım” diyen Kurnaz, 5 senelik zulmü, ortaçağ zindanlarını aratmayan Amerikan üssü Guantanomo’yu, üste yaşadıklarını ve sonrasını EVRENSEL’e anlattı.

Tüm hikaye Pakistan yolculuğunuz ile başlıyor. Peki Pakistan’a neden gittiniz?
Almanya’da doğdum ve büyüdüm. Almanya’da gençlerin karşı karşıya bulundukları birçok problem var. Gençler arasında uyuşturucu kullanımı oldukça yaygın. Çocukluk arkadaşlarımın çoğunu kaybettim. Kimileri uyuşturucuya başladı; kimileri de suç işleyip hapishaneye düştü. O sıralar “Tebliğ Cemaati” adlı İslamcı bir grupla tanıştım. Bunlar evsizlere, uyuşturucu müptelalarına ev veya iş buluyorlardı. Merkez ise Pakistan’da. Orada büyük okulları var. Ben de bir değişim arıyordum. Bu nedenle okullarına gitmeye karar verdim. Yalnız önce Türkiye’ye gidip evlendim. Amacım eşimi Almanya’ya getirmeden önce Pakistan’a birkaç aylığına gitmek ve bu grupla yakından tanışmaktı. Ben oraya gittiğimde Afganistan’da işgal yoktu. Pakistan’da birkaç ay kaldıktan sonra Almanya’ya dönmek için otobüsle havaalanına doğru giderken durdurulduk. Bu normal bir kontrol diye düşündüm. Tenim diğerlerinden açık olduğu için polislerin dikkatini çektim. Otobüsten inmemi istediler. Pasaportumu, vizemi ve uçak biletimi gösterdim. Almanya’ya geri döneceğimi söyledim. Ama beni bırakmadılar.

Neden sizi bırakmak istemediler?
O sıralar Taliban ile ABD arasında savaş başlamıştı. Amerikalılar, Taliban militanlarını ihbar ve teslim edenlere 3 ila 5 bin dolar ödüyorlardı. Bu, Pakistan’da yaşayan insanlar için çok büyük bir paraydı. Kimsesi olmayanları, yabancıları yakalayıp Amerikalılara satıyorlardı. Guantanamo’daki askerlerin söylediklerine göre beni 3 bin dolara satmışlar. Onlar da Kandahar’a götürdüler.

Kandahar’da ne kadar kaldınız?
Orada 2.5-3 ay kaldım. Boş bir araziyi tellerle çevirmişlerdi. Her taraf açık. Yağmur ve kar altında gece gündüz dışarıdasınız. Taliban ile ABD arasında savaş sürüyor, bombalar yağıyordu. Orası bir cezaevi değil; Amerikan işkence kampıydı. Etrafına da mayın döşemişler. Aralık ayı idi ve hava çok soğuktu. İçme suyu bile donuyordu. Çok üşüyorduk. Zaman zaman beni sorguya çekiyorlardı. Bin Ladin’in yerini söylememi istiyorlardı. O zamanlar İngilizce bilmiyordum. Ama İngilizce yanıt istiyorlardı. İngilizce bilmediğimi söylediğimde “Yalan söylüyorsun” diyerek daha çok işkence yapıyorlardı. Akla gelebilecek her türlü işkence yöntemine maruz kaldım.

Ne tür yöntemlerdi bunlar?
Elektrik, Filistin askısı, kafayı suya batırıp tutma en fazla kullanılan yöntemlerdi. Bazı mahkumlar işkence sonucu yaşamını yitirdi.

Guantanamo Üssü’ne nasıl götürüldünüz?
Guantanamo’ya gönderileceğimi bilmiyordum. “Seni kurşuna dizeceğiz” diye tehdit ettiler ve böyle uçağa bindirdiler. Şubat veya Mart ayı idi. Afganistan’da hava sıfırın çok altındaydı. Oysa uçak indiğinde sıcak bir ülkeye geldiğimizi anladım. ABD’nin, Türkiye’de üsleri olduğunu ve Türk vatandaşı olduğum için bu üslerden birine getirildiğimi düşündüm. Beni X Ray kampına koydular. Bu, Guantanamo’nun ilk kampıydı. Şu anda kapalı. Orada 2 ay kaldım. Hiç kimse bize Guantanamo’ya getirildiğimizi söylemedi. Sonunda Karayib Adaları’nda bulunduğumuzu tahmin ettik. Önce bizi sorgulayanlar Küba’da bulunduğumuzu söylemiyorlardı. Birkaç ay sonra, biz anladıktan sonra nerede bulunduğumuzu açıkladılar.

Guantanamo nasıldı, anlatabilir misiniz?
Üstü açık bir kamptı. Tellerden yapılmış kafesler içinde yaşıyorduk. Turuncu renkli tulumları giymek zorundaydık. Yemekler üç-beş kaşık pirinç ya da üç parça kuru tost ekmeğiydi. Yanına da bir havuç veya bir elma veriyorlardı. Burada askerler tarafından sürekli rahatsız ediliyorduk. Yerli yersiz sopalarını kafeslere vurarak bizi ürkütüyorlardı. Çok katı kurallar uyguluyorlardı. Ama kurallara uyanları da uymayanlar gibi bir gerekçe bulup cezalandırıyorlardı. Yani ne yapsanız cezadan kurtulamıyordunuz. Kanun yoktu. Kandahar’da olduğu gibi burada da sorgular sürdü. Hazırladıkları ifadeyi imzalamam halinde beni serbest bırakacaklarını söylüyorlardı. Kabul etmeyince tekme-tokat girişiyorlardı. Birçok kez ellerimden zincirleyerek beni tavana astılar. Elektrik verdiler. Bazen de köpekleri üzerime saldılar. Beni günlerce aç ve susuz bıraktılar. Karanlık cezalandırma odaları var. Her tarafı kapalı ve içerisi zifiri karanlık. Bu odalarda aylarca kaldım. Zaman zaman sorguya alıyor, daha sonra yeniden bu odalardan birine kapatıyorlardı. Bu odalara bazen sıcak bazen de soğuk hava veriyorlardı. Öyle soğuk oluyor ki insanın ağzından buharlar çıkıyor.
Oradaki askerler çok keyfi davranıyorlardı. Bunların çoğunluğu 18-20 yaşlarındaki gençler. Canları sıkıldığında özel operasyon kıyafetlerini giyip operasyon yapıyorlardı. Maskelerini, özel elbiselerini giyip 7-10 kişilik bir grupla tutuklulara önce gaz sıkıyorlar, ardından da dövüyorlardı. Sorulduğunda da bahaneler uyduruyorlardı.

Üsteki kampların özellikleri neler?
Guantanamo’da en az 7-8 ayrı kamp var. Her kampın özellikleri farklı. Bazı kamplardaki odalarda duş ve tuvalet var. Yıllarca hiç dışarı çıkarılmadan buralarda tutulanlar var. Hiç kimse ile ilişkin olmuyor. Askerlerden başka hiç kimseyi görmüyorsun. Bazıları da kafes şeklinde. Bazı kamplarda 4-5 metrekare büyüklüğünde parmaklı kafesler vardı. En iyileri onlardı. Plastik camlı izolasyon kafesleri de var. Sesinizi dışarıdakine duyurmanız mümkün değil ve dayanılmaz bir sıcaklık vardı bu kafeslerde. Bazı kamplarda da konteynırları bölerek kafes yapmışlardı. Duşlar kafeslerin yanında idi. Orada aylarca kaldım.

Peki tıbbi durum?.. Hiç doktora çıktınız mı?
Oradaki doktorlar işkencecilerle ortak çalışıyorlar. İşkenceden sonra gelip kontrol ediyorlar. Daha ne kadar işkenceye dayanabileceğinizi belirleyebilmek için. Doktora gitmek de riskli. Sağlıklı insanlar bile doktora gittiklerinde hastalanmış olarak ya da bir organlarını kaybetmiş olarak geliyorlar. Bir bakıyorsunuz parmağı ağrıyanın parmağını, ayağı ağrıyanın ayağını kesmişler. O yüzden hiç kimse doktora çıkmak istemiyordu.
Mahkumlara cinsel tacizde de bulunuldu. Orada bulunanların yüzde 99’unun dindar Müslümanlar olduklarını biliyorlar. İslamın kadınlara bakışını da biliyorlar. Kadınları sorgucu olarak gönderiyorlar. Kadın önümüzde soyunuyor. Külot ve sutyen ya da bikini ile kalıyor. Tahrik etmek için dokunuyor ve seninle bir şeyler yapmak istediğini söylüyor. Bunu, bana da yaptılar. Durmasını istedim, dinlemeyince de kafa attım. Çok dayak yedim bu yüzden.

Ya psikolojik işkenceler?..
Kutsal gördüğümüz, değer verdiğimiz her şeye saldırıyorlardı. Kuran-ı tekmelediklerini çok gördüm. Ezan ve müziği aynı zamanda çalıyor, dans ederken Kuran’ı çiğniyorlardı.
“Sana sorular soracağız, hiç düşünmeden evet ya da hayır diye cevap vereceksin” dediler. “Süt içer miydin?”, “Siyah ayakkabın var mıydı?, “Taliban mısın, El Kaide üyesi misin?” diye uzayan sorular... İstedikleri cevapları alamayınca da sinirlenip bağırmaya başladılar. ABD, Guantanamo’da birkaç ay tuttuktan sonra Alman hükümetine beni alıp götürmelerini teklif etti. Almanya ise beni kabul etmedi. Berlin, benim orada 4.5 sene suçsuz yere yatmama neden oldu. Bunun sorumlularından biri olan Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeir özür bile dilemiyor.
Dönünce de düşman ve terörist muamelesi yaptılar. Tehlikeli olduğumu söylediler.

Peki neden?
Hatalarını gizlemek için. Terörist veya Taliban olsam beni cezaevine atarlar. “Tehlikeli olduğu için almadık” diyorlar. Bu, 4.5 yıl işkence ile zindanda kalmama neden oldu. Bunun için şimdi de tehlikeli olduğumu söyleyerek kendilerini kurtarmaya çalışıyorlar.

Alman askerlerinin Kandahar’da sizi dövdükleri de söylendi. Bu, doğru mu?
Kandahar’da Alman özel timi KSK’ya mensup iki asker bana saldırdı. Serbest bırakıldığımda bunu açıkladım. Bir politikacı beni yalan söylemekle suçladı. Aradan birkaç gün geçmeden bir gazete, o dönemde Afganistan’da görev yapan özel tim mensuplarının resimlerini ele geçirdi. Aralarında beni döven askerlerin resimleri de vardı. Onları tanıdım. Gazete, askerleri teşhis ettiğimi yazınca, aynı politikacı bu kez “Onlar orada görev yaptı ama Murat’ı dövmediler” demeye başladı.
Daha sonra yetkililer, “Madem seni dövdüler; askerleri teşhis et” dedi. Bana 48 ayrı askerin yeni çekilmiş resimlerini gösterdiler. Böylelikle askerleri teşhis etmemi engellemeye çalıştılar. Ama buna rağmen bana saldıran askerleri teşhis ettim. Açtırdığım davalar sürüyor. (Stockholm/EVRENSEL)
Türkiye ‘Almancı’, Almanya ‘yabancı’ dedi

Sorgulara Türk yetkililer de katılıyorlar mıydı?
Guantanamo’ya 3 kişilik bir Türk ekibi gelmişti. Birkaç gün kaldılar ve beni onlar sorguladı. Almanya doğumlu olduğumdan olsa gerek benimle fazla ilgilenmediler. Daha çok Guantanamo’da kalan diğer Türkiyeliler hakkında sorular sordular. Bana Alman polisi olup olmadığımı sordular. Güldüm, “Polis olsam ne işim var burada” dedim. “Senin Almanya’da polis arkadaşların var. Senin Alman casusu olmandan şüpheleniyoruz” dediler.

Türkiye’nin size sahip çıkmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye “Almancı”, Almanya “yabancı” diyor. İki taraf da bana sahip çıkmadı. Ortada kaldım. Aslında askerlik sorunum olduğu için Türkiye’ye değil Almanya’ya gitmek istiyordum.
Ama Guantanamo düşünülünce askerlik yapmayı tercih ederim. Almanlar da beni iki kez sorguladılar. Yardım yerine nasihat ettiler. Guantanamo’dan daha kötü yerler de olduğunu söylediler.
Ben Almanların sorguya katıldığından tüm Almanya’nın haberi var sanıyordum. Oysa ailem dahil hiç kimsenin haberinin olmadığını ancak bırakıldıktan sonra öğrendim.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

'Röportaj' Kategorisinde Son 10 Yazı
   Dan Fried: AK Parti’yi devirmeye çalıştığımız iddiası aptalca
   Kaynak: Çılgın Türkler tuzağa düştü
   Saldırı Gladyo işi
   İskit: ''Laikçi cephe bizi Kuzey Kore yapmak istiyor''
   Üstad 101 yaşında
   Amerika savaş çıkarmak zorunda
   PKK ve Kemalizm
   Barzani: ''Irak'ın yeni Anayasasında aslan payı Kürtlerin''
   Irak Direnişi Üzerine
   Irak'ta Sadr Direnişi Üzerine Bir Söyleşi
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.