İslam Dünyası

http://www.islamdunyasi.com/index.pl?author_id=1351
E-Posta: info@islamdunyasi.com
Pazartesi, 18 Eylül 2006 - (23:48)

Papa krizinden ders çıkarmak

Görünen o ki önümüzdeki dönemde de Müslümanlara karşı yürütülen ağır tahrik devam edecek. Beş-on yıl öncesinde dünyada en çok meyledilen, en sempatik bulunan, en merak edilen İslam dini, bugün en çok korkulan, en çok endişe edilen inanç haline getirildi. Belki de asıl amaç buydu.

Dünya yeni kavgaların eşiğine doğru iteleniyor adeta. İteleniyor diyorum, çünkü üst üste yaşanan olaylar gösteriyor ki yıllar önce kurgulanan çatışma tezleri safha safha sahneye sürülüyor.

Malum olduğu üzere, Soğuk Savaş döneminin kapanması, yeni kutuplaşmalar üzerine yeni kâbus senaryolarını gündeme getirmişti. Önce 11 Eylül faciası yaşandı. Dünya bu vahşet karşısında donup kaldı. Ardından Müslümanlar için biçilen terörist imajı iyice pekiştirilmeye çalışıldı. İşin doğrusu bu imajı kabullenmeye çoktan hevesli kitleler de vardı İslam dünyasında. Ortadoğu’nun büsbütün karışması, Irak işgali sonrasında yaşanan acı olaylar gerilimi iyice tırmandırdı. Şimdi her gün yeni uçurumlar açılıyor kitleler arasında.

Danimarka’da başlayan sonra bütün dünyayı saran karikatür krizi fevkalade tahrik edici özellikler taşıyordu. Göstere göstere gelen bir kazaydı bu. Müslümanların canlarından daha aziz tuttukları Peygamber’ine hakaret edilerek bütün İslam dünyası kışkırtılmak istendi. Bir kıvılcımla başlayan, umursamaz hatta küstah tavırlarla devam eden ve anlamsız meydan o kumalar yüzünden devasa çatışmalara dönüşen krizden maalesef yine İslam dünyası zararlı çıktı. Adeta kavganın büyümesinden şehevi bir zevk alıyordu birileri. Milyonlarca insan “Rica ediyorum, benim kutsalıma sövme!” dedikçe şirretleşen bir şebeke vardı ortada. Çifte standardın kibirden kurulu kulesinden ukala bir eda ile insanlara ders vermeye yeltenen bu şebeke, bir de “düşünce özgürlüğü”nden, “basın hürriyeti”nden bahsetmez mi? İşte o kışkırtma pek çok ülkeyi sokağa döktü. Ne var ki öfkesine mağlup kitleler, tepki göstereceğiz derken yine ölçüyü tutturamadı ve ekranlara korkunç manzaralar yansıdı. Öyle ki, ta işin başında bu kavgayı çıkaranlar ya da bu çatışmayı körükleyenler, “Demedik mi, bu adamlar özgürlüklere katlanamıyor, fırsat bulsalar bizi bir kaşık suda boğacaklar” gibi laflarla toz duman arasından imaj üretimine devam ettiler.

“Papa Müslümanlardan özür dilemeli”

Hazreti Muhammed’e karşı yapılan küstah yakıştırmaya elbette tepki gösterilmeliydi. Ancak Peygamber’e gönül verenlerin göstereceği tepki de Muhammedî olmak zorunda. Başka düşüncelere ait metotlarla yapılanlar, çoğu kez İslamî olmadığı gibi insanî de olmuyor. Müslümanlığın kendine mahsus davranış biçimleri vardır. Mesela Kur’an’ın “Kimse, kimsenin cezasını çekmez” düsturu, bir konuda bilfiil suçlu olmayan hiç kimseye dokunulamayacağını, hatta dokunmanın keyfiyetinin de kişilerin elinde değil, resmi otorite ile mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Yüzyıllardır süregelen hukukî anlayış da budur. Bu anlayış açıkça gösterir ki Müslüman’a yakışan vakar ve ciddiyet, tartışmaya sebep olan bir konuyla direkt ilgisi olmayan insanların kendilerine, ailelerine, ev ya da işyerlerine yapılan saldırıları mubah kılmaz. Karikatür krizinde ölçülü ve duyarlı bir tepki ortaya koyamayan bazı ülkeler, İslam’a zarar vermek isteyen zümrelere tam istedikleri mahiyette önemli bir koz (ve dahi poz) vermiş oldu.

Geçen hafta Müslümanları rencide etme sırası Papa’ya geçmişti adeta. Hedef aynı: Hazreti Muhammed. Yani, Müslümanların imanlarının bir parçası; dolayısıyla hassas bir nokta. Diyelim ki karikatür sanatçısı İslam’da nübüvvetin kutsiyetini ve imana taalluk eden yerini bilmiyor ve şımarıkça bir iş yapıyor; Vatikan’ın zirvesinde duran ve dinler üzerine bilgi sahibi olması gereken bir insan neden aynı hatayı yapıyor? Hele böyle kritik bir zamanda!

Karikatür krizinden önemli dersler çıkaran Batılı aydınlar da bu sefer vahametin farkında. O yüzden Batı basınından ve aydınlarından tepkiler geliyor. “Papa Müslümanlardan özür dilemeli” diyen sadece Müslümanlar değil. Bu sevindirici bir durum. New York Times başta olmak üzere Batı’nın en güvenilir gazeteleri bile Papa’nın yaptığını ayıp olarak niteliyor ve mutlaka özür dilenmesi gerektiğini söylüyor. Müslümanların tepkisi de genelde yerinde ve sağduyulu. Bu da sevindirici. Çünkü çılgınca ortaya konan tepkinin ne İslam’a faydası var ne de sorunun çözümüne.

Görünen o ki önümüzdeki dönemde de Müslümanlara karşı yürütülen ağır tahrik devam edecek. Beş-on yıl öncesinde dünyada en çok meyledilen, en sempatik bulunan, en merak edilen İslam dini, bugün en çok korkulan, en çok endişe edilen inanç haline getirildi. Belki de asıl amaç buydu. Bu maksadın gerçekleşmesinde medyanın da rolü oldu maalesef. Medya, bir operasyon aletine dönüştü kimi zaman. Müslümanlığı acımasız bir önyargıya mahkûm edenler, yaşanan bir kısım olaylar karşısında kıs kıs gülüyor olmalı; çünkü beş yıl önceki Müslümanlık imajı ile bugünkü arasında büyük fark var. Müslümanlar bu durumdan ders çıkarmak zorunda. Demokratik tepki yollarını tecrübelerle öğrenmek, akıllı ve duyarlı metotlarla dünyaya doğru mesaj vermek zorundalar çünkü.

Benzer bir durum Türkiye gibi Müslüman bir ülkenin dindar, muhafazakâr, sağcı vb. gibi yarım yamalak tanımlarla kuşatılan insanları için de geçerli değil mi? Bir tarafta ne maksatla düzenlendiği tam bilinmeyen komplolar ve iç karartıcı olaylar, diğer yanda o olaylardan hareketle sürekli zan ve baskı altında tutulan milyonlarca insan. Allah’tan ki Türkiye’de insanlar, bazı çarkların nasıl döndüğünü maziden gelen acı tecrübeler sayesinde pekâlâ biliyor. Neyse… Sözün özü şu: Tahrik edici olaylara aklıselimle yaklaşmak, doğru zamanda doğru mesaj vermek, Müslümanlığa biçilen kötü imajı değiştirmek anlamına geliyor. Oyuna gelmemek, İslam’ı yanlış tanıtmamak şart!