İslam Dünyası

http://www.islamdunyasi.com/index.pl?news_id=1524
E-Posta: info@islamdunyasi.com
Pazar, 13 Kasım 2005 - (14:07)

Arınç: ''Laiklik de gelişir!''

Bulent Arınç yaptığı açıklamada: "Laiklik tartışmaları eskiden beri devam eder, zaman içerisinde laiklik de gelişir." ifadesini kullandı.

TBMM Başkanı Bülent Arınç, ''Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Leyla Şahin hakkındaki kararının hukuki anlamda Türkiye için bağlayıcı olmadığını, yasaklılığı savunmadığını, bu yasakların kaldırılması halinde de kendisinin herhangi bir kısıtlayıcı madde getirmeyeceğini düşündüğünü'' kaydetti. Arınç, TBMM Sabit Osman Avcı Eğitim Tesisi'nde basınla düzenlediği sohbet toplantısında, AİHM'nin Leyla Şahin hakkında verdiği türban kararını değerlendirdi. Hukukun, hakların korunması anlamına geldiğini, zamanla içtihat değişikliği ve şartlara uygun başka kararlar verebileceğini belirten Arınç, şöyle konuştu: ''Dolayısıyla AİHM'in bu kararının hukuki anlamda Türkiye için bağlayıcı olmadığını, yasaklılığı savunmadığını, bu yasakların kaldırılması halinde de kendisinin herhangi bir kısıtlayıcı madde getirmeyeceğini düşünüyorum. Bu karar sebebiyle Avrupa ya da ABD'de de yüksek öğretimde, yani üniversitelerinde başörtüsünün yasaklanmayacağını düşünüyorum. Laiklik tartışmaları eskiden beri devam eder, zaman içerisinde laiklik de gelişir. Ama bugün bütün dünyada görebildiğimiz kadarıyla, din ve vicdan özgürlüğünün genel anlamda kabul edilmesi halinde, Türkiye'de bu sebeple laikliğin ihlal edildiğini söylemek de mümkün değildir.''

Bülent Arınç, ''Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kararlarına karşı bir şey söylerken 'mahkeme kararı yüzde yüz doğrudur, buna katılıyoruz' deme konusunda biraz ihtiyatlı olmak mecburiyetinde olunduğunu'' ifade ederek, ''AİHM'in bir çok konuda verdiği kararı eleştirirken, sadece bu konuda verdiği kararı alkışlamanın bir çifte standart olacağını söyleyenler, doğrusu çok da haksız sayılmazlar'' dedi.     Türkiye'nin, ''adı üstünde bir mahkeme olan AİHM'in, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin uygulanıp uygulanmadığına yönelik başvuruları incelediğini'' anımsattı. Türkiye'nin bu mahkemeyi kabul ettikten sonra, Türk vatandaşlarının bireysel olarak buraya dava açabildiklerini belirten Arınç, 1990'lı yıllardan itibaren bir çok vatandaşın AİHM'e başvurduğunu, bu davaların çoğunun Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde sonuçlandığını ve Türkiye'nin 1 milyar dolara yakın tazminat ödeme noktasına geldiğini bildirdi.     Son dönemlerde Türkiye aleyhinde açılan davaların giderek azaldığını dile getiren Arınç, önceden AİHM'e insan hakları ihlali yönünden davalar açılırken bugün kadastro, kamulaştırma ya da medeni haklara ilişkin davalar açıldığını söyledi. Bunu sevindirici bir gelişme olarak değerlendiren Arınç, 1996'dan beri Avrupa Konseyi'nin denetimi altında bulunan Türkiye'nin bu denetimden çıkarıldığını ifade etti.        

TBMM Başkanı Arınç, şöyle konuştu: ''AİHM bir mahkemedir ve verdiği karar da bir yargı kararıdır. Bunun üzerinde söz söylerken, hukuki, objektif ve adil olmak mecburiyetindeyiz. Duygularımızı işin içine sokarsak bir tartışmayı devam ettirmiş oluruz. Türkiye'de maalesef pek çok konu tartışma yerine kavgaya dönüştüğü için; tartışma, fikirlerini rahatlıkla ortaya koyma yerine, birbirlerinin düşüncelerine karşı hasmane mücadele edildiği için, çoğu zaman da ne olduğunun farkına varmıyoruz. Bu mahkeme kararlarına karşı bir şey söylerken, 'mahkeme kararı yüzde yüz doğrudur, buna katılıyoruz' deme konusunda biraz ihtiyatlı olmak mecburiyetindeyiz. Çünkü bu mahkemenin bugüne kadar ki pek çok kararına karşı çıktık. Bu kararları hukuki olmaktan çok, siyasi olmakta nitelendirdik. AİHM'in bir çok konuda verdiği kararı eleştirirken, sadece bu konuda verdiği kararı alkışlamanın bir çifte standart olacağını söyleyenler, doğrusu çok da haksız sayılmazlar.''     Arınç, AİHM'in, terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan hakkında verdiği karara karşı herkesin, ''böyle bir karar olamaz, bu karar yanlıdır, bu karar tarafsız, adil değildir'' diye konuştuğunu ifade ederek, şimdi aynı çevrelerin Leyla Şahin davasında tam tersini söylemelerinin elbette dikkat çekici olduğunu kaydetti. Arınç, ''Ya o karar da doğruydu, buna da evet demek zorundasınız, ya da o karar yanlıştı eleştiriyorsanız, bu kararı da eleştirenlere haksızlık yapmamanız lazım. Dolayısıyla kararlar yeri geldiğinde uygulanır ama çoğu zaman da tartışılır'' diye konuştu.

Leyla Şahin davasındaki kararın ne kadar, adil, tarafsız, açık, adaletli, bağımsız olduğunu, olayın şartları içinde değerlendirmek gerektiğine işaret eden Arınç, davanın açıldığı 7 yılda, Türkiye'de  3 hükümet değiştiğini ve hepsinin de mahkemeye ayrı ayrı savunma dilekçeleri verdiğini söyledi.     Arınç, Leyla Şahin'in, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde ''haksız muamele gördüğü'' gerekçesiyle İstanbul Üniversitesi, YÖK, dolayısıyla devlet aleyhine açtığı davayı kaybettiğini bildirdi.         -

Aczimendilerin Davası Örneği

TBMM Başkanı Arınç, Türkiye'nin gündemini uzun süre meşgul eden Aczmendilerin açtığı davada AİHM'in, ''Dini özgürlüklerinin kısıtlanamayacağı'' gerekçesiyle 2 defa Türkiye aleyhinde karar verdiğini söyledi.     Hindistan'da yaşayan Sihlerin erkeklerinin başlarında sarık denilebilecek bir şey taşıdıklarını ve bunu hiç bir zaman çıkarmadıklarını dile getiren Arınç, İngiltere'de motosiklet kullananlara kask takma mecburiyeti getirilince, bu ülkede yaşayan sihlerin ''biz başımızdakini çıkaramayız ve kask takmayız'' dediklerini söyledi. Arınç, mahkemenin de Sihlerin talepleri doğrultusunda karar aldığını anlattı.  Arınç, AİHM'in dini özgürlükleri genişleten bir çok kararları olduğunu belirtti.