İslam Dünyası

http://www.islamdunyasi.com/index.pl?author_id=1575
E-Posta: info@islamdunyasi.com
Pazartesi, 01 Ocak 2007 - (13:51)

Saddam Hüseyin'in idamı: Kusurlu bir dava!

Saddam Hüseyin ve diğer iki eski Iraklı yetkilinin apar topar infaz edilmesi hükmü, derin bir biçimde kutuplaşan ve şiddet merkezi olan Irak'ta bir adım daha insan haklarına saygıdan ve hukuk devletinden uzaklaşıldığının bir işaretidir.

15 yıldır, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve diğer organizasyonlar Saddam hükümeti dönemindeki hak ihlallerini kayda geçirdi. Saddam ve onun güruhunun korkunç uygulamalara imza attığı hususunda bir soru işareti yok. Ancak, temyiz mahkemesi tarafından idam kararının onaylanması, mahkeme tarafından yargılama sürecinde işlenen ciddi hatalarla birleşti ve sürecin güvenilirliğinin temelini daha fazla oydu.

Karar ve mahkumiyet 5 Kasım'da açıklandığında mahkemenin yargılaması henüz bitmemişti. Avukatların savunabilmesi için kayıt 22 Aralık'ta ulaşılabilir durumdaydı. Mahkemenin kuralına göre, savunma vekilinin 300 sayfalık mahkeme kararına cevap verebilmesi için iki haftadan daha az bir zamanı vardı. Zira, karşı tarafa 5 Aralık'a kadar mühlet verilmişti. Temyiz dairesi, Irak yasası tarafından izin verildiği şekilde sunulan yasal argümanları göz önünde bulundurmak için bir oturum gerçekleştirmedi. Mahkeme, üç haftadan kısa bir süre içinde dairenin 300 sayfalık kararını, savunma tarafından yazılmış sunuş ve ilgili tüm meselelerle birlikte adaletli bir biçimde gözden geçirdiği inancını savunuyor.

Bu, ciddi kusurların işlendiği, sıhhatsiz bir yargılamanın yapıldığı mahkeme kararını takip etti. Bu mahkeme, başından beri Irak hükümetinin ısrarcı politik müdahaleleri ile zayıflatıldı. Dahası, sanıkların hakları sistematik bir biçimde, müdafaaya önemli kanıtları göstermeyi engelleyen dizi hata ile reddedildi. Ayrıca, sanıkların kendilerine karşı tanıklık yapanlarla yüzleştirilme hakkı da ciddi bir biçimde ihlal edildi. En rahatsız edici olanı ise, yargılamanın ikinci mahkeme reisi tarafından sık sık takınılan tutumdaki kusurlardı. Ocak ayında, ilk mahkeme başkanı, önde gelen yetkililer tarafından yargılamadaki idare tutumuna yönelik kamuoyundaki protestolar nedeniyle istifa etti.

Bu hatalar, yargılamadan önceki durumun ciddiyeti ile çelişmektedir. Savaş sonrası, Nuremberg'deki yayınlardan sonra ilk kez, baskıcı bir hükümetin neredeyse tüm liderliği, büyük insan hakları ihlalleri gerçekleştiren bir yargılamaya izin verdi. Gerçekte ise, bu süreç bir rejimin konuşulamaz insan hakları ihlallerinin bir kaydı için büyür bir şanstı. Uluslar arası adillik standartlarına uyan yargılamalar tarihi gerçekleri daha iyi açığa çıkartır ve doğruluklarını kanıtlar, kurbanların deneyimlerinin halkın kabulüne katkı sağlar ve daha stabil bir demokratik sorumluluğun oluşumunu hazırlardı. Bunun yerine, Nuremberg'in aksine, yargılama usulleri, Iraklıların ne olduğu niçin olduğu yönündeki sorularını netleştirecek referans noktası oluşturamadı.

Ölüm cezası ise, insan haklarına saygıdan bir adım daha uzak bir karar. İdam cezası, hangi suçun işlendiğine bakılmadan, insanlık dışı ve acımasız bir karardır. Irak'ın bir gün insan hakları ve hukuk devletine saygı duyulacağını uman biri için Saddam'ın cezası önemli bir referans noktası olacaktır. İdam emri, hükümetin ceza hususunda temel insan haklarına bağlılığındaki yüzeyselliğinin bir işareti. Saddam'ın ortadan kaldırılması, rejiminin caniliğini netleştirme gibi eşsiz bir fırsatın kaçırılmış olması nedeniyle, onun yönetimi altında acı çekenlerin acılarını hafifletmeyecektir.

The Guardian, 29 Aralık 2006