İslam Dünyası

http://www.islamdunyasi.com/index.pl?author_id=1682
E-Posta: info@islamdunyasi.com
Pazartesi, 27 Ağustos 2007 - (03:09)

Ilımlı İslâm'ın anlamı

Ey Azizan, “Ilımlı İslâm” niçin gerçek islâm değildir? Çünkü karşıt anlamından çıkarılan sonuç şudur: İslâm, “şiddet” ve “ölçüsüzlük” içerir. “Ilımlı” hale getirilmesi, veyâ uyuşturucuya mübtelâ olanlara verilen ilâçlar gibi, hâşâ ve neûzübillah, zehirinin azaltılması, daha sonra Bush'un onayıyla islâm ülkelerine gönderilmesi gerekir. Şu halde “Ilımlı İslâm” kuramına boyun eğen, İslâm'ın Allah'ın dini olduğuna inanmıyor demektir. 1979 yılında Almanya'da tanıdığım genç bir Katolik rahibi, “Lâik” bir Fransız Katolik avukatın benimle konuşurken “İslâm” için “Religion” din terimini kullanmasına mırıldanarak itiraz etmişdi: “Din sadece Hristiyanlıktır. İslâm'ın din olarak nitelenmesi doğru değildir.” Ben de, Papa böyle söylemese dahi, bizdeki benzerleri gibi, bazı katoliklerin de “dialog”dan hedeflerinin hristiyanlığı tebliğ etmek demek olduğunu anlamıştım. Oysa bize İsa ve Meryem sevgisini de, Allah sevgisini de, ortak değerlere bağlılığı da tebliğe gerek yoktur. Amacımız sadece “ortak değerler”e bağlılığı biribirimize hatırlatmak ve bu yolda işbirliği yapmak olmalıdır.

-Helâl olsun sana, ne güzel söyledin!

Dialog, ılımlı İslâm palavralarını terkedip İslâm korkusunu yine Batı'nın yüreğine salmak gerek! Esasen yine korkuyorlar amma şanlı geçmişimizde kılıcımızdan, topumuzdan, palalarımızdan korkarlardı, şimdi de şanlı terörümüzden korksunlar bakalım, nasılmış!

-Aman ey kardeş, bir adım daha atma, uçurumun tam yanındasın! Sen de böyle söyleyerek Allah'dan zulüm, şiddet, kötülük sâdır olabileceğini kabul etmiş olmuyor musun?

- İşte şimdi garb-zede veya münafık, hattâ kızıl kâfir oldun! Yazık, ben de seni müslüman sandımdı! Bundan sonra yazılarını okursam üçten dokuza şart olsun! Demek ki sen de Kur'an'ı inkâr ediyorsun!

-Hayır, kardeşim, tam aksine, Kur'an-ı Kerim'in tahrif edilmemiş vahy olduğunu, ilâhi kelâm olduğunu bildiğim ve kabul ettiğim için, yanlış yorumlara karşı çıkıyorum. İlâhi Kelâm'ı yakışıksız yorumlardan tenzih ediyorum.

-Anladım, sen sadece Kur'an-ı Kerim'i kabul edip Resûl-i Ekrem'i (S.A.) kabul etmeyenlerdensin!

-Yine yanılmakta tez davrandın ey kardeş! Resûl-i Ekrem'i (S.A.) kabul etmeyen birisi Ehl-i Beyt'i nasıl kabul eder? Resûl-i Ekrem (S.A.) Ehl-i Beyt'in başındadır. Kur'an-i Nâtık'dır, yanılmaz, günah işlemez. Ehl-i Beyt'in diğer ferdleri de ma'sumdur, günahdan ve yanılmadan arınmışlardır, ne var ki onlar Nebi ve Resul değil sadece güzel örneği devem ettirenlerdir. Kur'an ile Ehlibeyt, biribirinden ayrılmayan iki ağır emanet değil midir? (iki değerli emanet)

-Anladım, sen ılımlı Râfızîsin! Oysa biz 1979 dan sonra o zamana kadar “Rafızîler Kur'an'ı kabul etmezler” derken, yanıldığımızı anladık ve şimdi “Kur'an'da şiddet vardır amma biz Sûnniler Hazret-i Ömer akılcılığıyla (!) Kur'an'a bilem karşı çıkarken, Şiiler taklîdî iman ile Kur'ana körü körüne uyarlar” diyoruz.

Ey Azizan, 2007 yılı Ramazan'ı yaklaşıyor, biz yine bu kafa karışıklığındayız. Sevgi boş bir slogan değildir. Geçen yıl Lübnan Savaşı Faciası'nda İsraile füzelerinin üzerine “Sevgilerimle” yazarak ateşliyenler, korkunç sefaletlerinin farkında değildiler. Akıl; İnsani düzeyde, Sevgi'nin yardımcısı olsun diye verilmiş bir ilâhi bağıştır. Bu yazının yayımlandığı günün gecesinde Berât Gecesi'ni yaşayacağız. Ertesi gün de uzun bir süredir gündemde baş yeri tutan Cumhurbaşkanlığı seçimi sorunu çözülmüş olacak. (İnşaallah)

Ne var ki sorun doğuran kültür ortamımıza sevgi ve O'nun yardımcısı olması gereken akıl hâkim olup da bu gibi karşılıklı yanlış anlamalar çözülmedikçe başka kültür ortamlarının temsilcileriyle de sağlıklı ve hayırlı iliştkiler kuramayız.

Sevgiye kayıtsız şartsız teslim olduktan sonra, Kur'an-ı Kerim'i önce; Sevgi'nin yardımcısı olan akıl vasıtasıyla doğru anlayıp, sonra da Vahiy'den içtihat (doğru düşünme ve doğru sonuçlara varabilme) izni almamız gerekir.

Kur'an-ı Kerim'in buyurduğu gibi; “iman ettik!” demekle dünya hayatı sınavından kurtulmuş olmayız. Ne var ki gerçekten Sevgi=iman=ümide gönlümüzü açmış isek bu imtihanda başırılı oluruz ve ölüm bizim için de bir “Şeb-i arus” başlangıcı olur.

Berat gecesi, Veliyyül-asr'ın doğum gecesi olarak, şimdiye kadar sevgi ahdini bağlamış ve Sevgi'ye teslim olmamış, Yüce Sevgili'ye biy'at etmemiş isek, ebedi mutluluk bayramımızın tarihi olabilir. Allah mübarek kılsın.

Yeni Şafak