İslam Dünyası

http://www.islamdunyasi.com/index.pl?author_id=1709
E-Posta: info@islamdunyasi.com
Perşembe, 06 Eylül 2007 - (10:18)

Kürt meselesinin yeni boyutu

Görünen o ki Türkiye'nin yakın zamanlı en sıcak problemi Kürt meselesidir. Uzun döneme yayılacak en hayati gündem de budur. Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'in söylediği gereksiz ve kışkırtıcı cümlenin kopardığı fırtına bu tehlikeyi yeterince ispat ediyor.

Baydemir dün bir açıklama yaparak yanlış anlaşıldığını iddia etti. Başkan, daha önceki konuşmasında sarf ettiği savaş kelimesini "mizah anlamında kullandığı"nı söylüyor. Ve ardından ekliyor: "Her siyasî partinin bir kalesi var. DTP'nin de bir kalesi var. Ve tabii ki kalecisi de."

Modern siyasette rekabet, nezaketi de gerektiriyor. Soğuk savaş dönemlerinden kalma 'savaş' gibi 'kale' gibi lafların artık bir önemi yok. Siyasete hizmet yarışı olarak bakmak gerekiyor. Halk artık böyle bakıyor. O yüzden dededen kalma sadakat duygusuyla rey vermiyor vatandaş. Kimin daha çok hizmet ettiğine (ya da edebileceğine) bakarak insanları yönetime ortak ediyor. Başbakan Erdoğan'ın Baydemir'e cevap verirken kurduğu şu cümle dikkate şayandır: "Laf üreteceğine iş üret."

22 Temmuz seçimlerini pek çok açıdan değerlendirmek mümkün. Asker-sivil ilişkisi ve seçmenin tavrı, siyasî mağduriyet tablosu karşısında insanların tepkisi, demokrasi dışı davranan partilere halkın verdiği cevap, vesaire vesaire... En önemli seçim çıkarımlarından biri "Kürt sorunu" üzerine yapılmalı. Bugüne kadar DTP'nin vitrini, PKK'nın arka bahçesi gibi algılanan Güneydoğu'nun hiç de öyle olmadığı, kendisine umut taşıyan bir kitle partisine de sıcak bakabileceği ortaya çıktı. 22 Temmuz sonrasında Kürt sorunu sil baştan tekrar düşünülmeli. Ve denebilmeli ki bölge halkının hayat tarzına, kültürel değerlerine saygı duyan bir parti, sunduğu ya da vaat ettiği hizmetle Güneydoğu'dan da çok oy alabilir; hatta almalıdır.

Kürtlerin tamamını bölücü bir örgütün taraftarı gibi görmek, derin bir bühtan olsa gerek. Türkiye'mizin pek çok şehri gibi bu bölgede de mağdur edilmiş insanlar, hizmet götürülememiş kitleler var. Devlet, şefkat ve merhametiyle yürekleri yumuşatmak zorunda ki maşeri vicdanın nefretini kazanacak terörist gayretler akim kalsın!

Ayrılık-gayrılık üzerine tüketilen nefes kadar, birlik-dirlik üzerine üretilecek proje vardır aslında. Ne yazık ki kısır çekişmeler yüzünden meseleye geniş bir çerçeveden bakılamıyor. Menfî gelişmelerden devşirilen umutsuzluk, müspet atılımlara kaynak teşkil edecek çalışmaların da önünü kesiyor. Meselenin güvenlik boyutu tabii ki önemlidir; lâkin hükümetlerin güvenlik dışı tedbirlere de kafa yorması, sosyal ve ekonomik tedbirlerle halkı, terör örgütlerinin baskısından kurtarması gerekiyor.

Baydemir'in beyanıyla başlayan tartışmanın iki boyutu var. 2008'de yapılacak yerel seçimler yaklaştıkça DTP'li belediyeler, kendilerini mağdur duruma düşürecek keskin beyanlarda bulunabilir. Muhteşem bir şehircilik ortaya koyamayan ve bu şekilde halkın gönlünü alamayan pek çok belediye, popüler hale gelmek için siyasî polemiklere başvurabilir. İkincisi daha tehlikeli bir gelişmedir: Türkiye'yi karıştırmak isteyen bazı zümreler, 22 Temmuz öncesi laik-antilaik çatışmasından siyasî rant bekledi; ancak umduğunu bulamadı. Önümüzdeki günlerde kavganın ibresi bir kez daha Kürt-Türk çatışmasına kayabilir. Bunu planlayanlar var; bu ayrışımdan medet umanlar var...

Ne yapılabilir? Meselenin besmelesi, soğukkanlı kalmaya ahdetmektir. Kürt sorununu tahrikçilerin, provokatörlerin, ajitatörlerin elinden kurtarmanın asıl yolu da bu topraklarda yaşayan herkese hizmet götürmek, onlara birinci sınıf insan olmanın huzurunu yaşatmaktır. Çatışmanın yerini kaynaşma aldıkça, Kürt meselesini sürekli kaşıyan güçler, inanın, zor durumda kalacak. Aksini düşünmek sadece ülke sevgisinden değil, insanlıktan bile yoksun bazı zümrelerin kirli planlarını gösterir ki "maazallah" demekten başka söyleyecek söz bulamıyorum...

Zaman