İslam Dünyası

http://www.islamdunyasi.com/index.pl?author_id=184
E-Posta: info@islamdunyasi.com
Cuma, 12 Ağustos 2005 - (17:09)

Gezici terör..Arkasında kim var?

Bush yönetimi, Amerikan imparatorlugunun ömrünü uzatmak için askeri yollarla teröre karsi uluslararasi savasi yürütmek istiyor ve dolayisiyla Madrid, Riyad, Sarm el Seyh, Taba, Irak, Istanbul, Londra ve Beyrut patlamalari yani sira Afganistan, Pakistan ve Endonezya patlamalari, ABD'nin gerginligi tirmandirici politikalarina hizmet etmektedir.

Sarm el Seyh, Londra, Beyrut ve Bagdat'taki son patlamalar, terör, Bati, Islam'in ve Islam dünyasinin hedef alinmasi konularinda bir çok soruyu beraberinde getirdi. Terörün kendisi ve hedefleri üzerindeki yorumlarda uluslararasi farkliliklar bir yana teröre karsi evrensel savasa Washington önderliginde giriliyor. Ki Washington bu ' saygin insani görevi' için sürekli olarak müttefik aramakta.

Peki Müslümanlar Bati dünyasindan nefret ediyor mu ve niçin? Acaba bizler terör olgusuyla sözde degil, pratikte mücadele ediyor muyuz? Niçin Washington ve müttefikleri uluslararasi platformda yöneltilen sorulara yanit vermiyorlar? Bir çok Amerikali yetkili Müslümanlarin Batili yasam tarzini sevmediklerini ve bu yüzden sivillere karsi terörist eylemler gerçeklestirdiklerini iddia ediyorlar. Bu iddia Siyonizm'in ve neo-con'larin, dikkatleri izledikleri politikalarin terörün isini kolaylastirdigi gerçeginden baska tarafa çekmeyi hedefliyor.

Pentagon'daki Savunma Bilimleri Konseyi'nin 2004 yili arastirmasinda su ifadelere yer veriliyor: “Müslümanlar hayatimiza ve özgürlügümüze degil, yaptiklarimiza igrenti duyuyorlar. Büyük çogunluk Filistinlilerin haklarina karsi Israil'e tam destek vermemize ve halklara karsi baskici hükümetlere arka çikmamiza yönelik itirazlarini dile getiriyor.” Bu ifadeler su anlama geliyor: Batili, özellikle de Amerikali çevreler, din, ahlak ve insanlik degerleri içinde siddetin mesru görülmedigine isaret etmekle birlikte, Arap ve Müslümanlari siddet eylemlerine sürükleyen etkenlerin idrakindeler.

Müslümanlarin Batidan nefret duydugu basligi altinda Amerikan yönetimi teröre karsi savasi yapilandiriyor. Bu, genisligi açisindan, geçmiste bir benzeri görülmemis bir dünya savasidir. Legal ve illegal, açik ve gizli, askeri ve askeri olmayan bütün araçlar kullanilmakta. Baskan Bush muhtelif vesilelerle bunu dile getirdi Bu yönetim, Amerikan imparatorlugunun ömrünü uzatmak için askeri yollarla teröre karsi uluslararasi savasi yürütmek istiyor ve dolayisiyla Madrid, Riyad, Sarm el Seyh, Taba, Irak, Istanbul, Londra ve Beyrut patlamalari yani sira Afganistan, Pakistan ve Endonezya patlamalari, ABD'nin gerginligi tirmandirici politikalarina hizmet etmektedir.

Ayni oranda terörle mücadele gerekçesiyle Arap ve Müslümanlara yönelik uluslararasi baskilarin yogunlasmasi açisindan Siyonizm ve Israil'e de hizmet etmektedir bu saldirilar. Böylelikle Bati Seria ve Gazze'deki Filistin direnisi teröre örnek teskil etmis oluyor.

Bu cümleleri uluslararasi sorumlulugu uzak tutmak, terörden ve faillerinden igrenti duyan dünya kamuoyunu yaniltmak amaciyla degil, sadece etkenleri, araçlari, kolaylik saglayanlari veya kiskirticilariyla terör eylemlerinin iç yüzünü arastirmak kastiyla yaziyorum. Zira bu türden eylemleri yapan herkes Islam dininden hatta bütün dinlerden çikmis olur. Dahasi din, ulusalcilik veya insanlik kisvesinin, El Kaide örgütü, Zerkavi cemaati, kendilerine ve dünyaya kin duyan diger örgütler üzerinden kaldirilmasi gerekmekte. Artik El Ezher'den Necefe ve Kum'a kadar bütün dini mercilerin insanlari tekfir eden, Islam ve Müslümanlar adina masumlarin kanini helal gören bu teröristleri desifre etmek için harekete geçme zamani geldi... Ne var ki bütün bunlar Washington'dan veya her hangi bir Batili baskentten yanit bulamayan su
sorularin yöneltilmesine engel teskil etmiyor:

1-Acaba El Kaide örgütü dünya baskentlerinde terörist eylemler gerçeklestirme gücüne sahip mi ve istedigi zaman tipki Amerikan CIA ve Israil Mossad gibi bu eylemlere basvurabilir mi? Böylesine uluslar arasi bir tahribi üstlenmesi açisindan lojistik, teknik ve organik güce sahip mi?

2-Peki niçin terörle mücadelede henüz uluslararasi bir anlasmaya varilamadi? Niçin Amerikan yönetimi dünyanin tek vasisiymis gibi bu misyonu tekeline aliyor? Misir hükümeti Sarm el-Seyh patlamalari sonrasi uluslararasi anlasmayla ilgili soruya tekrar döndü. Keza Birlesmis Milletler ve genel sekreteri Kofi Annan da öyle.

3-Kaos terörle mücadeleye destek mi sunar, yoksa dünya ülkeleri arasinda yeni ve gezgin terörü mü dogurur? Iraklilara imar, istikrar ve refah vaat eden kaosun boyutlarini idrak etmek için Irak'taki vahseti ele almak yeterli.

4-Amerikan yönetimi Israil isgali ile baska bölgelerdeki terörist eylemler arasindaki iliskiyi kabullenmiyor. Bati Seria'daki etnik duvar insaatinin durdurulmasi, mahkumlarin serbest birakilmasi, Israil yerlesim birimlerinin dondurulmasi, suikast ve bombardimanlara son verilmesi gibi Filistinlilere verdigi basit vaatlerden hemen geri adim atti ABD. Oysa Oslo yükümlülüklerinden geçmiste yakasini kurtarmasi sonrasi yol haritasindan da kurtulmasi için Saron hükümetinin elini serbest birakti. Filistin halki bu alçalmisligi ve isgali kabul edecek mi ve ne zamana kadar?

Bu ve baska benzeri sorular Batili çevrelere yanitlanmasi için yöneltilmemistir. Bu sorular, Baskan George Bush önderligindeki 'terörle mücadele' tabelasi altinda Arap ve Islam hükümetleriyle isbirligine girerek asilmasi veya etkilerinin kaldirilmasi mümkün 'basit itirazlardan' ibarettir sadece.

Lübnan'da yayimlanan El Müstakbel gazetesi, 4 Agustos 2005
Arapçadan çeviren: Halil Çelik

(NTVMSNNB'den)