İslam Dünyası

http://www.islamdunyasi.com/index.pl?author_id=230
E-Posta: info@islamdunyasi.com
Salı, 06 Eylül 2005 - (20:21)

Irak'taki ironiyi kimse görmüyor

Irak'ın anayasa yapıcıları, sıradan vatandaşın ilgi göstermediği Irak'ın federasyon haline gelmesini engellemek için çabalıyor. Bugün, 2003 yılında Irak'a yasadışı olarak müdahale eden Başkan Bush ve diğerlerine göre “C” günüydü. Bununla birlikte, gerçekte Bağdat'ta güvenlik, elektrik, su, işgalin, cinayetlerin ve tecavüzün ne zaman sona ereceği konusunda bir mesafe kaydedilemedi.

Başbakan ve bakanlar kolayca, “başarısız” olan, Şiiler ve Kürtler tarafından kaygısızca seçilen Caferi hükümeti konusunda konuşuyorlar. “Başarısız oldu” çünkü kendi halkını koruyamadı. “Başarısız oldu” çünkü başkenti yeniden inşa edemedi ve “sokağın” taleplerini anlayamadı. Anayasayı kaleme alanlar, Irak hükümeti ve birkaç Batılı gazeteci için baş etmek zorunda oldukları çok fazla sorun yok. Klimalar soğuk hava üflüyor, 24 saat güç sağlayacak jeneratörler var ve yetkililerin bir dönem Saddam'ın Cumhuriyet Sarayı karargahı olan “Yeşil Hat”ta kale gibi korunan görkemli evleri bulunuyor. Onlar için bir sıkıntı yok, petrol kuyruğu yok, kaçırılma ve cinayete kurban gitme korkusu da yok. Paris ve Brüksel'den yeni dönen bir Iraklı akademisyenin bana söylediği gibi: “Avrupalılar, Yeşil Hat seviyesinde politikaları anlıyor. Irak'ın geri kalanının bir anarşi ve ölüm yeri olduğu konusunda bir bilgiye sahip değiller. Biri bana şu soruyu sordu: 'Federalizmin gerçekten Sünniler için bir tehdit olduğuna inanıyor musun?' Ona şunu söyledim: 'Sürekli bir ölüm korkusunun Sünniler, Şiiler ve Kürtler için bir tehlike olduğunu düşünmüyor musun?' Gözleri donuklaştı. Konuşmak istediği şey bu değildi. Ancak bizim bahsini ettiğimiz şey bu.

Bağdat basınında hükümetle ilgili şeyleri okumaktan sıkılmış birkaç Iraklıya anayasal tartışma konusundaki en ufak nüanslar bile anlatılıyor. Hükümetin ismi konusunda anlaşmaya varıldığı (Irak Cumhuriyeti), finansal kaynaklarının eyaletlerden ziyade nüfus bölgelerine göre dağılımı (Kürtler için kötü haber) ve İslam'ın yasamanın “kaynaklarından bir tanesi” olacağı şimdiden belli. 15 seçilmemiş Sünni'yle birlikte oluşturulan (çünkü Sünni nüfus geçen sene ocak ayında yapılan seçimleri büyük ölçüde boykot etmişti) bir “anayasal komite” ve bir “anayasal komisyon” var (55 seçilmiş parlamenter vekili kapsayan). Her bir komite beş alt komiteye ayrılmış durumda. Esas dokümanın kaleme alıcıları, ki bu kişilere iki profesör de dahil, Yeşil Hat'ta “güvenlik nedenlerinden” ötürü yoğun bir biçimde korunuyor. Ve yine bu hat içinde yaşıyorlar, direnişçilerden korunuyorlar ya da ABD işgalinin şiddetine katlanmak zorunda olan, gündelik kitle ve örgütlü suçlardan saklanmak zorunda kalan sıradan Iraklılara göre daha fazla güvendeler.

Anayasa arkasındaki gerçek meseleyi herkes biliyor: Anayasa, Irak'ın üç büyük toplumuna, Şia, Sünni ve Kürt, kendi federal devletlerini kurma olanağı verecek mi? Eğer öyle olacaksa, bu Irak'ın parçalanması anlamına mı gelecek? Petrol rezervleri üzerinde oturmayan üç büyükten Sünniler, Amerikalıların ve diğer Batılı ulusların birleşik bir Irak ulusundan ziyade zayıflatılmış topluluklara bölünmüş bir ülke ile zengin petrol yataklarına ulaşmak için “demokrasi” için Irak'ı özgürleştirdikleri yalanına izin verecek böylesi bir bölünmeye doğal olarak karşı çıkıyorlar. Tüm bunlara bir de Kürdistan'ın Kerkük talebini ve Saddam döneminde sürgün edilen Kürtlerin daha anayasa kaleme alınmadan önce bu kente yerleşmelerini ekleyin. Kürtlerin petrol zengini Kerkük'ü Kürdistan'ın başkenti yapmak istemelerini hiçbir Iraklı kabul etmeye hazır değil. Sorun, tüm bu konuların Irak'ta değil de Alice Harikalar Diyarında cereyan ediyormuş gibi davranılması.

(THE INDEPENDENT - 15 Ağustos)