İslam Dünyası

http://www.islamdunyasi.com/index.pl?news_id=2707
E-Posta: info@islamdunyasi.com
Pazar, 30 Nisan 2006 - (11:13)

İran’a BM çerçevesinde müdahale de ciddi yaptırımlar da mümkün değil

İran'ın tamamen kötü niyetli hareket etmesi durumunda bile nükleer silah üretmek için 3-15 yıl gibi bir zamana ihtiyaç duyması diplomatik kanalların tüketilmeden, askerî tedbirler alınması yönündeki tutumları zayıflatıyor

UAEK Başkanı Baradey'in İran ile ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne sunduğu olumsuz raporun nasıl bir etki oluşturacağı uluslararası gündemin öncelikli konusu.

Amerikan yönetimi NATO dışişleri toplantısını da kullanarak İran'ın uranyum zenginleştirme ve nükleer silah üretme projelerinden vazgeçmeyeceğini tekrarlıyor. Rusya, Çin ve Hindistan nükleer program konusunda diplomatik ve siyasi kanallarla İran'ın barışçı çizgide tutulabileceğini vurguluyorlar. Avrupa Birliği -özellikle Almanya, Fransa ve İngiltere- tutum olarak ABD ve diğerlerinin ortasında bir yerde duruyor. Bölgedeki uzman ve yetkililerin belirttiği gibi, İran'ın nükleer programından vazgeçmesi mümkün görünmüyor. İran'ın bu programının barışçı çizgiden çıkması ve nükleer silah üretimine dönüşmesi mevcut durumda akla uzak bir ihtimal değil. Ancak İran'ın barışçı çizgide tutulması ve nükleer silah üretmesini gündeminden çıkarması da mümkün. İlginç olan İran içerisindeki dinamiklerin nükleer girişimin barışçı yollarla sürdürülmesi yönünde oluşturduğu motivasyonun dış baskılarla zayıflamakta olduğu. İran'ı uluslararası sistemden izole etmek isteyen unsurlar, ülke içindeki radikallerin ekmeğine yağ sürmekte. Meşru bir girişimin engellenmeye çalışıldığı izlenimi doğmakta.

Her ne kadar Baradey raporunda İran'ın uranyum zenginleştirdiğini ve Güvenlik Konseyi'ni yok saydığını söylese bile, mevcut durumda İran'ın uluslararası güvenliğe tehdit oluşturduğu yönünde bir uzlaşı yok. Rusya ve Çin açık bir şekilde müdahale gerektirecek bir yaptırımı onaylamayacaklarını deklare ettiler. ABD'nin AB üzerinde baskıyı artıracağı, İranlı üst düzey devlet adamlarının ziyaretlerine sınır koyma gibi bazı diplomatik kısıtlamalara gidilebileceği tahmin edilebilir. Washington, İran ile ticaret ve yatırım ilişkisi olan ülkeler ve şirketlere yönelik yaptırımları katılaştırabilir.

İran'a yönelik bir askerî müdahalenin altyapısını BM çerçevesinde oluşturmak mümkün gözükmüyor. Ciddi ekonomik yaptırımlar da ufukta yer almıyor.

Oldubitti ihtimali de az

İran'ın tamamen kötü niyetli hareket etmesi durumunda bile nükleer silah üretmek için 3-15 yıl gibi bir zamana ihtiyaç duyması diplomatik kanalların tüketilmeden, askerî tedbirler alınması yönündeki tutumları zayıflatıyor. Amerikan yönetiminin Irak'ı işgal sürecinden farklı olarak konuyu UAEK ve BM çerçevesinde olgunlaştırmaya çalışması askerî müdahale konusunda bir Amerikan -oldubittisi- ihtimalini azaltan diğer bir faktör. Ancak vurgulanması gereken bir diğer gerçek İran'a daha yumuşak yaklaşan tarafların çizdiği alt çizgi ile ABD'nin belirlediği durum arasındaki mesafenin aslında çok açık olmadığı. İran'ın nükleer silaha sahip olmaması konusunda tam bir fikir birliği var. İran yönetiminin manipüle edebileceği ve zaman kazanabileceği alan oldukça daralmış durumda. Zaman içerisinde İran'ın silah edinme girişiminde bulunduğu şüphesi pekişirse daha sert tedbirler yönünde uluslararası kamuoyunda bir uzlaşma ortaya çıkma ihtimali oldukça yüksek. ABD'- nin bu amaçla çok taraflı olarak öncelikle müttefikleri olmak üzere uluslararası toplum üzerinde baskısını artıracağı öngörülebilir.

BM dışı askerî müdahale senaryoları üzerinde spekülasyonlar yapılıyor. İsrail'in geçmişte Irak'ta bir nükleer santralı vurması sıkça tekrarlanıyor. Ancak aynı durumun İran'ın santralları için geçerli olduğunu söylemek zor. İran'da çok sayıda tesis var ve bir kısmı yeraltında çalışmalarını yürütüyor. İsrail'in İran'a yönelik sonuç alabileceği başarılı bir saldırıyı gerçekleştirme kabiliyeti ve şansının oldukça az olduğu söylenebilir. ABD'nin İran'a yönelik nükleer saldırı dahil bir dizi plan üzerinde çalıştığı gündemde tutuluyor. Amerikan askerî müdahale opsiyonu bölgede uzun dönemli bir sorunlar yumağı ortaya çıkaracaktır. İran muhtemel bir saldırıya petrol ambargosu ile başlayarak, füze sistemlerinin ulaşabildiği ABD ve müttefiklerinin hedeflerini vurmaya yeltenerek cevap verebilir. Bunlarla yetinmeyerek muhtemelen sınır ötesi operasyonlarla karşılık vermeye çalışacağı eklenebilir.

Kriz, İran’ın iç dinamiklerine bağlı

Her ne kadar en kötü senaryonun askerî müdahale opsiyonu olduğu bilinse dahi, aynı zamanda kötümser olmayı gerektirecek kadar her iki taraftan çatışmadan beslenen taraflar olduğu söylenmeli. İran krizi tırmanmaya devam edecek. İran'ın nükleer krizini önleyecek gelişme, İran'- da meşruiyetini dış dünya ile çatışmadan elde eden kesimler ile, bu ülkenin uluslararası sistemle barışmasının önünü tıkayan uluslararası unsurları devre dışı bırakacak aktörlerin ve mekanizmaların müdahil olmasıdır. Bu durumda hem İran'da zamanın ruhuna uygun bir siyasal sistemin oluşması, hem de uluslararası toplumun bu krizi bir güvenlik sorunu haline gelmeden çözmesi mümkün olabilir.

DOÇ. DR. BÜLENT ARAS / Zaman Gazetesi