İslam Dünyası

http://www.islamdunyasi.com/index.pl?author_id=495
E-Posta: info@islamdunyasi.com
Çarşamba, 25 Ocak 2006 - (00:42)

Terörist kim, psikopat kim?

Ağca’da bir ruhsal rahatsızlık mı var? Geçtiğimiz haftanın gündemi fazlaca meşgul eden sorusu buydu. Basmakalıp bilgi, bize gönüllü olarak terörist davranışlarda bulunan kişilerin psikolojik bir rahatsızlıklarının olduğunu ve bu tür şiddetin birçok örneğinin de psikologlar tarafından gün be gün incelenecek olursa psikopati tanısı alacağını öne sürme izni veriyor.

Buna rağmen, psikopati iddiası kolaylıkla kanıtlanamaz. Teröristlerin psikopat olabileceklerini veya olmaları gerektiğini düşündürecek delil çok az. Teröristlerin diğer kişisel motivasyonlarını yorumlamadan, hayatlarındaki diğer detayları hesaba katmadan ve farklı ortamlarda davranışlarını gözlemlemeden onların psikolojik olarak rahatsız olduklarını söylemek yanlış olur.

Temel atıf hatası adı verilen bir yanlışı hatırlatmak gerekir: Bu durum, bizim diğer insanların davranışlarını anlamlandırmaya çalıştığımızda bu davranışları onların kişilik ve mizaç gibi bazı kişisel özelliklerine bağladığımızı; fakat aynı şartlarda kendi davranışlarımıza bir anlam vermeye çalıştığımızda, bu davranışların sebeplerini durumsal bazı etkenlerle açıkladığımızı göstermektedir. Psikopat kişinin en önemli özelliği sosyal ve toplumsal kurallara uyum sağlamada gösterdiği isteksizliktir. Bütün psikopat kişiler şiddet davranışında bulunmazlar, ama şiddet, saldırgan eğilimli psikopat davranışın dışarı çıkması için bir kapıdır. Psikopati kolaylıkla terörist davranışın muhtemel bir özelliği olarak görülebilir. Sonuçta, teröristler kendi istekleriyle yıkıma, ıstıraba ve ölüme sebep veren davranışlarda bulunmakta ve istekleri karşılanana kadar da bu davranışların süreceği mesajını vererek bu davranışlarının sorumluluğunu üstlenmektedirler.

Psikopatlarda genelde görülen ben merkezcilik, terörist liderlerin üye seçerken aradıkları bazı özelliklere zıt düşmektedir: Yüksek motivasyon, disiplin ve herhangi bir yakalanma ya da hapis durumunda stresle karşı karşıya gelindiğinde güvenilir kalabilme yeteneği. Teröristlerin kurban seçimleri de psikopat katillerin kurban seçimlerine ters düşmektedir. Terör kurbanları genelde rastlantısal ve sembolik bir temelden seçilirler. Ama psikopatlar kurbanlarını teröristlerin yaptığı gibi daha geniş bir ideolojik amaca yönelik çevreden seçmek yerine kişisel fantezilerine dayanan ve hizmet eden kişilerden seçmektedirler.

Teröristlerin bir bölüğü, psikopatların aksine, yaptıkları eylemlerden ötürü pişmanlık duyabilirler. Grup dinamikleri içinde gruba itaat ederek daha saldırgan hale gelmek tipik bir terörist tavrıdır. Bir grup her zaman üyelerinin toplamından fazlasıdır. O yüzden aşırılık bir grup içinde kolayca yuvalanır. Grup süreçlerini anlamaksızın terör eylemlerinin psikolojisi anlaşılamaz. Terörizm bir grup sürecidir. Grup, örgütle bireyin ilişkisini sürdürmek ve şiddet içeren davranışa bireyi teşvik etmek açısından kilit rol oynar.

Terörist örgüte sadakat ve bağlılığın sonucu olarak üyeler arasında özel bir dilin zuhur ettiğini söyleyebiliriz. Bu özel dil, terörist eylemlere ideolojik bir anlam verilmesinin yanında, terörist bireylerin yapmış oldukları eylemin sorumluluğunu üzerlerinden atmalarını da sağlar. Buna ek olarak, yapılan eylemlerde can vermek terörist örgüt için bir prestij unsuru olarak kabul edilmektedir. Terör örgütleri tedhiş eylemini rutinleştirerek bunun verebileceği suçluluk duygusunu bertaraf etmek isterler. Rutinleştirme bireylerin olayları bilinçli yapmalarını ve karar vermelerini engellemekte yani kısaca ahlâkî yargılarını kısıtlamaktadır. Ayrıca bireyler yapılan işin anlamından ziyade işin detaylarına yoğunlaşarak kolay yolu seçmekte ve böylece eylemin sonuçlarını düşünmekten kaçınmaktadırlar. Buna ek olarak terörist örgütler, üyelerini kimlik belirsizliğine sürükleyerek normalde saldırgan olmayan bireylerin şiddet içeren eylemlerde rol almasını kolaylaştırırlar. Kimlik belirsizliği, bireyin büyük bir grubun üyesi olması sonucunda toplumla olan bağlarının zayıflayarak fevrî ve saldırgan bir davranış eğilimi içine girmesi sürecidir. Kurbanlar dehümanize edilir, insanlıktan çıkarılır. Kurbanın insanlıktan çıkarılması onlara karşı her türlü saldırganlığı meşru kılar. Ayrıca dehümanize sürecini mümkün kılan bir diğer önemli özellikse örgüt içinde kullanılan geleneksel askerî dildir.

Ağca’nın antisosyal kişilik bozukluğu tanısı ile askerlikten muaf tutulması onun tüm davranış ve eylemlerini bir kişilik bozukluğunun tesiri altında işlediğini bize göstermez. Bu tanı askerlik yapmasında sakınca bulunan ve geçmişte kriminal öyküsü bulunan insanlar için askerî psikiyatride sıklıkla kullanılmaktadır. Ağca’nın şu veya bu rahatsızlığı taşıdığının açıklanması, onun geçmişte işlediği suçları anlamakta bize büyük ihtimalle yardımcı olmayacaktır. Onun ‘ben Mesih’im’ derken buna gerçekten inanarak mı söylediğini yoksa bazı çevrelere mesaj mı vermek istediğini tam olarak bilemiyoruz. İnsan psikolojilerini ve psikiyatrik tanıları büyük yankı uyandırmış terör eylemlerinin temel belirleyicisi olarak görmek ve göstermek, kuklayı görüp de, sahne berisinde, ipleri elinde tutanları gözden kaçırmak anlamına gelebilir. Temel atıf hatasından kaçınmak gayreti, hakikate bühtanda bulunmamızı önler. Hakikat ve merhamete her şeyden fazla ihtiyaç duyduğumuz bir zamanda böylesi bir dikkat vazgeçilmezdir.

BAKIRKÖY RUH VE SİNİR HASTALIKLARI KLİNİK ŞEFİ

zaman gaz.