İslam Dünyası

http://www.islamdunyasi.com/index.pl?author_id=570
E-Posta: info@islamdunyasi.com
Salı, 21 Şubat 2006 - (17:51)

Halid Meş'al: ''Ziyaretten Memnunuz''

Filistin İslâmî Direniş Hareketi (HAMAS) Siyasi Birim başkanı Halid Meş'al, Türkiye'ye yaptıkları ziyaretten son derece memnun kaldıklarını ve Arap ülkelerinden aldıkları desteğin aynısını Türkiye'den de aldıklarını ifade etti. Meş'al, dost Türkiye'den Filistin, halkı ve geleceği için faydalı nasihatler aldığını vurgulayarak: "Bunlar Filistin, halkı ve geleceği için faydalı nasihatlerdir. Biz bu nasihatleri ciddiye alacağız" dedi. Meş'al Türkiye'nin Filistin için bir örnek teşkil ettiğine de dikkat çekerek Türkiye'nin ekonomisinin kendi açılarından hayati önem taşıdığını vurguladı.

Konuyla ilgili olarak HAMAS tarafından yapılan açıklamada ziyaretin resmî bir nitelik taşımadığından dolayı görüşmelerin Dışişleri Bakanlığı binasında değil AKP merkezinde ve heyetin kaldığı otelde gerçekleştirildiği dile getirildi.

Başbakanla görüşme yapılmaması konusuyla ilgili olarak da ziyaretin resmî mahiyet taşımaması sebebiyle böyle bir görüşmenin gerçekleşmediği dile getirildi. Halid Meş'al'ın böyle bir görüşmenin gerçekleşmemesinden dolayı hayal kırıklığına uğradıklarına dair açıklama yaptığı iddiasının ise kartel medyasının saptırması olduğu ortaya çıktı. Çünkü Halid Meş'al İstanbul'a geldiği sırada havaalanında yaptığımız görüşmede böyle bir sözü kesinlikle söylemediğini belirtti..

Siyonizmin Demokrasi Anlayışı

İşgalci siyonistlerin demokrasi anlayışının Filistin halkının özgür iradesini kullanmasına tahammül edemediğini bütün dünya kamuoyu artık çok yakından biliyor. Fakat dünya kamuoyunun dikkatinden kaçan bir şey var: Üçüncü sınıf sayılan Falaşa yahudileri de siyonizmin demokrasisinden yararlanamıyorlar. Amerikan emperyalizminin ve AB'nin demokrasi anlayışıyla aynı paraleldeki siyonizm demokrasisi üçüncü sınıf yahudiler olarak görülen Falaşalara pay vermiyor.

Falaşalar ekonomik yönden kötü şartlarda yaşadıkları ama bir vatan telakki ettikleri Etyopya'dan işgal altındaki Filistin topraklarına kendilerine bir dünya cenneti ve "geniş demokratik haklar" vaad edilerek nakledilmişlerdi. İşte Endis Selam isimli bir Falaşa yahudisi kadının Batılı bir gazeteciye söyledikleri:

"Biz İsrail'e kendi yurdumuza yerleşeceğimiz iddiasıyla getirildik. Ama ırkçı bir tutumla karşı karşıya geldik. Oturduğum Bi'ru's-Sebu'da gece kulüplerinin kapıları siyahlara kapalıdır. Bizi Kudüs ve Tel Aviv'deki kendi eğlence yerlerimize gitmeye zorluyorlar. Buralara gitmemiz ise bir saatimizi alıyor."

Bir başka Falaşa yahudisi Yoni Adiso kendisinin askerliğini tam yapmasına rağmen siyah olmasından dolayı sürekli aşağılanmasından şikâyetçi oluyor.

İsrail diğer yahudileri hemen göç eder etmez İsrail vatandaşlığına geçirmesine rağmen Falaşalardan başhahamlığa giderek yahudiliklerini tescil ettirmelerini şart koşuyor. Bunu yapsalar bile kimlik almaları işlemi bayağı uğraştırıyor. Kimlik aldıktan sonra da sürekli toplumun alt tabakası olarak görülüyor, genellikle hizmet sektöründe iş bulabiliyorlar.

Hatırlanacağı üzere bundan birkaç yıl önce Falaşaların bağışladığı kanların kullanılmayıp çöpe atılması ciddi bir sarsıntıya ve bir Falaşa ayaklanmasına sebep olmuştu.

İsrail toplumunda birinci sınıf yahudiler Sefarad yahudileri olarak adlandırılan Avrupa göçmenleri, ikinci sınıf doğu göçmeni Aşkenaz yahudileri, üçüncü sınıf ise Afrika göçmeni ve siyah tenli Falaşa yahudileridir.

el-Halil'de Çocukların % 44'ü Kansız Doğuyor

Batı Yaka'nın el-Halil şehrinde yapılan bir araştırmada yeni doğan çocukların % 44'ünün kansızlık sorununa maruz oldukları tespit edildi. Çocuklardaki kansızlık sorununun bu boyutlarda olmasının sebebi ise işgalci siyonist devletin ve onun arkasında duran emperyalist güçlerin uyguladığı insanlıkdışı baskılar ve yaptırım uygulamaları. Emperyalizmin ve siyonizmin yaptırım uygulamaları insanlarda yetersiz beslenmeye ve muhtelif sağlık sorunlarına yol açıyor. Annelerdeki yetersiz beslenme onlardan doğan çocuklarda da kansızlık sorununun görülmesine yol açıyor.

İşgalci siyonist devletin Filistinlilere uyguladığı en önemli baskılardan birini ekonomik yaptırımlar ve özellikle de zorunlu gıda maddelerinin girişini engelleme uygulaması oluşturuyor. Ne yazık ki çağdaş emperyalizm de bu insanlık dışı uygulamaya başvuran işgalci siyonist devlete destek veriyor veya en azından göz yumuyor. Siyonistlerin bu insanlıkdışı uygulamalarına göz yuman hatta destek veren ABD ve AB Filistin tarafını ise silah bırakmaya ve işgalci vahşeti meşrulaştırmaya zorluyor.

İşgalcilerin Saldırıları Sürüyor

Çağdaş emperyalizm işgalci siyonistleri rahatlatmak için Filistin'deki İslâmî harekete baskı yapmaya devam ederken siyonistlerin saldırılarını bütün şiddetiyle sürdürmelerine de göz yummaya devam ediyor. Emperyalist güçlerin verdiği destekten cüret ve cesaret alan işgalci siyonistler dün yine Gazze'ye top saldırısı düzenlediler. İşgalcilerin attığı top mermilerinin boş bir araziye düştüğü bildirildi.

Siyonistlerden Yine Çirkeflik

İşgalci siyonistlerin sözde sivilleri yine cami duvarlarını pisletmeye devam ediyorlar. Sözde sivil siyonistler bu sabah Kalkiliya'da bir caminin duvarına Resulullah (s.a.s.)'a hakaret amaçlı resim çizdi ve hakaret anlamı taşıyan ifadeler yazdılar. Bunun son beş gün içinde ikinci kez cami duvarına Resulullah (s.a.s.)'a hakaret amaçlı resim çizme ve yazı yazma işlemi olduğu bildirildi.

Kalkiliya ve civarında ikamet eden Müslümanlar bugün Cuma namazından sonra söz konusu resim ve yazılara karşı protesto eylemi düzenlediler. Gösteriler sebebiyle Kalkiliya yakınındaki Izun köyü girişinde göstericilerle işgalci siyonistler arasında çatışmalar çıktığı bildirildi. Çatışma üzerine işgalci saldırganlar üç Filistinli genci tutukladılar.

Gelişmeler siyonist saldırganların iyice azıttıklarını ve Müslümanların kutsal değerlerine saldırıda iyice ileri gittiklerini gösteriyor. Ancak eceli gelen it cami duvarına işermiş atasözünün doğruluğunu önümüzdeki günlerde bir kez daha tecrübe etmek söz konusu olabilir.