İslam Dünyası

http://www.islamdunyasi.com/index.pl?author_id=875
E-Posta: info@islamdunyasi.com
Pazartesi, 08 Mayıs 2006 - (11:01)

Latin Amerika petrol savaşlarıyla ısınıyor

Bolivya’nın doğalgaz ve petrol kaynaklarını millileştirmesiyle birlikte ülkenin ilk Hint Başkanı Evo Morales, ülkesinin kaderini şaşırtıcı bir biçimde yeniden şekillendiriyor.

1 Mayıs tarihinde Morales, “tarihi günün geldiğini” ilan etti ve ekledi: “Şimdi bizim topraklarımızdan akan gaz ve petrol artık yabancıların olmayacak.” Bu adım, Küba lideri Fidel Castro ve Venezüella Başkanı Hugo Chavez ile Halkın Ticaret Anlaşması’nı imzaladığı Havana’dan dönüşünün hemen ertesinde vuku buldu.

Bu şaşırtıcı adımlara kadar, Morales’in ilk üç aylık iktidarı döneminde ülkeyi ne yöne götürdüğü konusu netlik kazanmamıştı. O ve dışişleri bakanı, ABD Büyükelçisi David Greenlee ile en az dört kez görüşme yapmış ve her iki taraf da birbirine zeytin dalı uzatmışa benziyordu. Mart ayındaki bir toplantının ardından Greenlee, “Bolivya hükümeti ile geniş kapsamlı ve karşılıklı çıkarlara dayalı yapıcı bir diyalog yürütüyoruz.” açıklamasını yapmıştı. İki unsur Morales’in ülkenin ulusal kaynaklarına el koymasını ve ülkenin uluslararası anlamda ülkeyi yeniden düzenlemesini gerekli kıldı: Ülkenin köylüsünün, işçisinin militanlığı, yerlilerin eylemleri ve Bolivya ticareti ile diğer And milletlerine zarar verecek şekilde Birleşik Devletler’in Kolombiya ve Peru’ya serbest ticaret anlaşmalarını hile ile kabul ettirmesi oldu.

Evo Morales ve onun politik partisi Sosyalizm Hareketi (MAS) ocak ayında oyların büyük çoğunluğunu alarak iktidar oldu. 2000 yılında başlayan sosyal ayaklanma, ülkenin doğalgaz ve petrol gelirlerinin Güney Amerika’nın en fakir ülkesinin yoksulluktan kurtulabilmesi için devlet tarafından millileştirilmesini talep ediyordu. 1 Mayıs tarihine kadar ülkenin önde gelen hareketlerinden bazıları Morales’in seçim kampanyası sırasında verdiği sözlerden geri döndüğünü hissetti ve Bolivya’nın “kendi kaynaklarını” kamulaştırma konusunda açıklamalardan başka bir şey yapmadığını düşündü. Bunun ardından Morales’in desteği yüzde 80’den yüzde 68’e düştü. Ancak La Paz gazetesinden bir gözlemcinin de işaret ettiği gibi, “Evo idare kuvveti olan” bir politikacı. Morales harekete geçmek için bu anı bekledi; çünkü meclis temmuz ayında seçime gitme kararı almıştı. Parlamentonun ülkenin anayasasını yeniden kaleme alma ve politik kurumları yeniden şekillendirme yetkisi var.

Başkan Yardımcısı Alvaro Garcia Linares’in de belirttiği gibi, MAS’ın amacı “hegemonyayı sağlamak” ve meclis bu süreçte kilit öneme sahip. Bolivya, yıllardır yoksulluk, askerî ayaklanmalar ve ülkenin elitlerinin kamu hazinelerini yağmalarken vardıkları gizli anlaşmalar nedeniyle istikrarsız bir ülkeydi. Hugo Chavez’in seçimine kadar geleneksel partilerin iflas ettiği Venezüella da aynı durumdaydı. Evo ve MAS, Bolivya’nın fakir yerli halkının sesinin duyulması için ülkenin politik ve sosyal kurumlarının yeni bir yaşamı soluklamasını istiyor. Ülke, ele geçirilişinden bu yana beyaz baskısı altında varlığını sürdürüyordu.

Hükümetin kamulaştırma kararı ile 15 şirket millileştirildi, bunun içinde Birleşik Devletler, İspanya, İngiltere, Brezilya, Fransa ve Hollanda şirketleri de bulunuyor. Bu girişimlerin kontrolünü ele alarak Bolivya cesaretli bir şekilde ticaret arenasına giriş yapıyor. MAS ve Morales neo-liberalizmi, ABD ticaret anlaşmalarını ve şirketlerin yön verdiği küreselleşmeyi ülkenin gelişmesine karşı ana engeller olarak görüyor. Bu yıl Kolombiya, Birleşik Devletler ile sözde bir “serbest ticaret anlaşması” imzaladı ki bu, aslında Bolivya’ya zarar veriyordu. Bolivya’nın tarım ihracatının yüzde 60’ı Kolombiya’ya gidiyor. ABD-Kolombiya anlaşması ise ucuz sübvanseli ABD ürünlerinin Kolombiya’ya akması ve Bolivya’nın soya ürünlerini kapı dışarı etmesi anlamına geliyordu.

Bolivya’nın doğal kaynaklarını millileştirmesi ve üçlü ticaret anlaşması yerkürede önemli bir değişikliğe işaret ediyor. Morales, Washington’a sadece radikal Latin Amerika blokunda yer aldığının sinyallerini değil aynı zamanda Birleşik Devletler’e artık boyun eğmeyeceğinin manifestosunu gönderiyor.

(Paletsine Chronicle, 05.05.2006)